3.Bölüm (1996
– 2000) : Oyunların Rönesansı
1996 yılında
Yıldız Savaşları fenomeni yine tam gaz ilerlemeya
başladı. "Hasbro" 3.75 inch boyunda oyuncak figürleri
yeniden satışa sunmuştu, "Dark Horse" Yıldız Savaşları
çizgi romanları yeniden doğmuştu, ve LucasArts'ın
takviminde satışa sunulmayı bekleyen bir çok oyun vardı.
Bazıları "Gümüş Çağ"'da çıkan oyunlara devam
niteliğindeydi, diğerleri ise Yıldız Savaşları evreninde
zamanın popüler oyun türleri baz alınarak yapılan
oyunlardı.
Yoda Stories
Bu
devirde üretilen ve çoğunluk tarafından Star Wars
lisansına sahip gelmiş geçmiş en kötü bilgisayar oyunu
kabul edilen Yoda Stories, aslında kötü olmaktan ziyade
Solitaire ve Minesweeper benzeri masaüstü oyunlarıyla
rekabet etmek için tasarlanan ancak yeterince başarılı
olamayan küçük bir oyundu. Basit, hızlı yüklenen, üstten
bakışlı bir rol yapma oyunuydu ve şirinlik muskası,
kocaman gözlü karakterleriyle The Legend of Zelda, Final
Fantasy gibi konsol RPG’lerinin tüm kalıplarını
taşıyordu.
Üstat
Yoda tarafından, bazı eşyaları bulmak veya takas
etmekten, ışın kılıcı veya lazer silahı kullanarak
savaşmaya kadar her türden günlük işlerle
vazifelendirilmiş, genç bir Luke Skywalker’ı
oynuyordunuz. Kontroller hantal, görevlerse yavandı ve
tüm bunlar “kısa bir kahve molası oyunu” kisvesi altına
gizlenmeye çalışılmıştı; sanki bu hafif tema oyunun
sorunlarını göz ardı ettirecekmiş gibi. LucasArts, Star
Wars fanlarının daha fazlasını bekleyeceğini tahmin
etmeliydi. Rebel Assault oyunları ve Yoda Stories’in
getirdiği hayal kırıklığı gösteriyor ki bilgisayar oyunu
severler Star Wars oyunlarında derinlik ve ayrıntı
arıyorlar; sadece isimle ve onun getirdiği ses efektleri
ve karakterlerle tatmin olmuyorlar.
Shadows of the Empire
Özel
Versiyon'ların gelmesine bir yıl kala Lucas'ın ekibi ilk
çoklu ortam Yıldız Savaşları projesi olan "Shadows of
the Empire" üzerinde uğraşıyordu. Projede bir roman,
romandaki olayları baz alan Nintendo 64 konsolu için bir
oyun, oyunun müziklerini barındıran bir CD, oyuncak
figürler ve çizgi romanlar bulunuyordu. Çıktığında
farklı eleştiriler almasında rağmen Shadow of the Empire
kendine has anlara sahipti: örneğin Hoth saldırısının
muhteşem bir tekrarı, ki bu üç Rogue Squadron oyununda
da tekrarlanmıştır.
İlk
olarak 1996 sonlarında Nintendo 64 konsolu için
tasarlanan Shadows of the Empire, Rebel Assault
oyunlarını çağrıştıran ama içinde Jedi Knight’ın FPS
elementlerini de barındıran bir 3D aksiyon oyunuydu.
Shadows, Luke Skywalker’ı bir suikast planından
kurtarmakla görevlendirilmiş paralı asker Dash Rendar’ın
hikayesiydi ve İmparator filmi ile yaklaşık aynı zamanda
geçiyordu. Hikaye aynı anda hem kitap, hem soundtrack,
hem de oyun olarak tasarlanmıştı. Oyun, özellikle 3D
grafik hızlandırıcılarla kullanılmak üzere tasarlanmıştı
ve kendisinden önceki Rebel Assault oyunları gibi en
kayda değer özelliği kesinlikle fevkalade olan
görselliğiydi. Ama yine Rebel Assault oyunları gibi,
Shadows of the Empire da, kendi başlarına pek iyi
oyunlar teşkil etmeyecek bölümlerin bir karışımı olarak
basitlikten zarar gördü.
Oyunun meşhur ilk bölümü, Hoth’a yapılan AT-AT
saldırısını yeniden canlandırıyordu ve Dash, hantal
İmparatorluk makinelerini düşürebileceği bir çekme
halatıyla birlikte bir kar süratçisinin kokpitindeydi.
Oyunun iyi tasarlanmış bu bölümü Nintendo 64 konsol
satışlarının artmasını sağladı ve fanlara filmdeki en
etkileyici sahnelerden birini tekrar yaşama şansını
verdi, ama hepsi buydu. İlerleyen bölümler genelde fazla
tekdüzeydi. Mesela Dash, Bimyıl Şahini benzeri gemisi
Outrider’ın silah oluğunda sıkışmıştı ve ekranda beliren
tüm düşmanları vurmak zorundaydı. Diğer bölümlerin Jedi
Knight ve Tomb Raider arası bir oynanışı vardı, ama
Dash’i bir yerden diğerine koşturmaktan başka pek bir
şey sunmayan bölüm tasarımları yüzünden bu iki oyunun da
yanına bile yaklaşamıyordu.
Öte yandan Shadows of the Empire, 3D motoru sayesinde
Rebel Assault oyunlarında eksik olan özgürlük duygusunu
veriyordu. Oyuncuyu yepyeni bir Star Wars hikayesine
sokması ve onu AT-AT’lerden Boba Fett’e kadar birçok
şeyle karşı karşıya bırakması ise, Shadows’u sadece bir
aksiyon oyunu olarak görmeye istekli fanları memnun
etmeye yetti.
Star Wars: Rebellion
X-Wing
ve Dark Forces Star Wars’taki mücadeleyi tek bir kişinin
gözlerinden sunarken, Star Wars: Rebellion bu mücadeleye
stratejik bir bakış getirmeyi ve oyuncuya ister bir asi
kumandanı, ister bir İmparatorluk kumandanı olarak bu
savaşı bitirecek gücü vermeyi amaçlıyordu. Her iki taraf
için de savaşın tüm safhalarını kontrol ediyordunuz.
Daha çok gemi ve asker üreterek elinizdeki mülkleri
muhafaza etmek, sonra da ordular yada elçiler göndererek
idareniz altındaki gezegenleri artırmak durumundaydınız.
Sistemleri, gemileri, inşa merkezlerini ve askerleri
yönetmeye ek olarak bazı kahramanları da
yönetmeliydiniz; Han Solo, Darth Vader ve Luke Skywalker
gibi. Sayısı elliyi geçen bu tip karakterlerden her biri
size araştırma, inşa, savaş ve gizli görevlerde yardımcı
olacak özelliklere sahipti. Tüm bunlar yetmezmiş gibi,
gemiden gemiye 3D taktiksel savaş da vardı Rebellion’da.
Kara savaşları otomatik olarak sonuçlandırılıyordu,
Master of Orion’daki gibi.
Tüm paket çok iddialıydı ve kağıt üzerinde hoş
duruyordu, ama nihai her yerden kötü eleştiriler aldı.
Arayüz beğenilmedi ve oynanışı hiç kolaylaştırmıyordu.
Dahası, taktiksel savaş kötü grafiklere sahipti ve
fakirdi. 2-3 saatlik eğitim bölümünü tamamlayıp,
kullanım kılavuzunu okuyup, biraz da deneme yanılma
yolunu kullanarak oyunu belki biraz daha ilginç hale
getirmek mümkündü. Ama ne yazık ki ortada yapacak çok
fazla şey, hiç yardımcı olmayan bir arayüz ve bariz bir
eğlence eksikliği vardı. Star Wars Rebellion, ilk Star
Wars strateji oyunu olması bakımından önemliydi, ancak
LucasArts’ın bu ilk girişimi fazla iddialıydı ve
nihayetinde başarısız oldu.
Klasiklerin Devamı
Bilgisayarlar, 1997
yılında en iyi Yıldız Savaşları oyunlarından ikisinin
devamını gördüler: X-Wing vs. TIE Fighter ile Jedi
Knight: Dark Forces II hem yayınlanıp hem de ticari
başarı sağlayacak kadar şanslıydılar.
X-Wing vs. TIE Fighter
X-Wing
vs. TIE Fighter, binlerce X-Wing ve TIE Fighter fanını
yıllardır üzen bir boşluğu doldurdu: çok oyuncu desteği.
Ne X-Wing, ne de TIE Fighter çok oyunculu it dalaşlarını
desteklemiyordu. Her ikisi de iyi tek oyunculu oyunlar
olsa da, oyuncular Star Wars’un karanlık boşluğunda
geçen çok oyunculu savaşlarda arkadaşlarıyla kapışmak
istiyordu. Bu iki oyunla aynı zamanlarda çıkan bir diğer
uzay simulatörü Wing Commander’da da bu özelliğin
olmaması önemli değildi. Ancak, filmlerde resmedilen
onca uzay savaşının ışığında, bir Star Wars oyununa
böyle bir eksiklik yakışmıyordu. İşte bu yüzden, X-Wing
ve TIE Fighter oyunlarının yapımcıları LucasArts ve
Totally Games çok oyunculu bir X-Wing oyunu
yarattıklarını açıkladıklarında fanlar çok sevinmişti.
Ne yazık ki, oyun piyasaya sürüldüğünde sevinen fanların
çoğu hayal kırıklığı yaşadı. Görünen oydu ki, X-Wing vs.
TIE Fighter çok oyuncu desteği sağlarken tek oyuncu
deneyiminden ödün veriyordu. Gerçek bir oyundan ziyade
birçok oyuncu eklentisi gibiydi ve TIE Fighter’ı klasik
yapan görevler ve derinlikten yoksundu. A-Kanat’tan
X-Kanat’a, TIE Önleyiciden silahlı mekiklere kadar
birçok Star Wars gemisini seçiminize sunsa da, TIE
Fighter yada X-Wing’in hitap ettiği kitleyi cezp etmek
için yeterli bir oynanışı yoktu. Neredeyse bütün
eleştirmenler oyunla ilgili memnuniyetsizliklerini dile
getirdiler. Daha da önemlisi, fanlar bu oyunla
kendilerini kandırılmış hissediyordu. Yine de, X-Wing
serilerine çok oyuncu desteğinin eklenmesi kayda değer
bir olaydı. Bu özellik bir sonraki X-Kanat oyunu X-Wing
Alliance’da da yer alacaktı.
Totally
Games’in başkanı Larry Holland gelen eleştirileri
içtenlikle karşıladı ve seriye yüksek kalitede bir tek
oyuncu deneyimi kazandıracak genişleme paketi için
çalışmalara başladı. Bir yarıyıl sonunda, Holland ve
LucasArts Balance of Power’ı piyasaya sürdü. Bir süper
yıldız destroyeriyle gizli bir asi donanması arasındaki
mücadele üzerine kurulu Balance of Power, oyunculara
ister İmparatorluk ister asiler hesabına elit bir
savaşçı filosuna önderlik etme fırsatı veriyordu. İlginç
görevler ve bu görevlerin arasında da ara videolar
sunuyordu. X-Wing vs. TIE Fighter’dan daha iyi
eleştiriler aldı ve X-Wing fanlarını tekrar kazandı. TIE
Fighter kadar mükemmel bir uzay simulatörü olmasa da
(sonuçta sadece bir eklenti paketiydi), Star Wars
evreninde gerçek bir pilot olma duygusunu seriye geri
kazandırdı.
Dark forces II: Jedi Knight
Jedi
Knight, LucasArts’ın büyük beğeni toplayan oyunu Dark
Forces’ın çok beklenen devam oyunuydu. Dark Forces,
LucasArts’ın Star Wars evreninde geçen ilk birincil
şahıs ateş etme (FPS) tarzı oyunuydu, ancak başarısının
yanında, her yerde kaydedebilme ve çok oyuncu desteği
gibi özelliklerden yoksundu. Bu eksiklikleri gideren
Jedi Knight: Dark Forces II’de bir kez daha derbeder
Kyle Katarn rolündeydiniz, ama bu kez bir Jedi Şövalyesi
olmak için çalışıyordunuz. Özellikle sonunda hayranlara
büyük bir adım attırarak Güç kullanma imkanı tanıyan
Jedi Knight büyük başarı yakaladı.Eski Dark Forces
grafik motorunun elden geçirilmiş bir versiyonu ile
akıcı grafikler ve etkileyici ara sahneleri birleştiren
oyun lisanslı video oyunları arasında kalite seviyesini
büyük ölçüde arttırdı. Ayrıca iki oyun da İmparatorluk
ya da İsyancı taraftarı hayranları hiç gitmedikleri bir
yere, düşmanın birebir karşısına koyarak orijinal Dark
Forces’ın sağlayamadığını sundular.
Jedi Knight, hikayesinin yön verdiği bir oyundu ve her
görevin öncesinde ara videolar vardı. Hikaye mükemmel
kurgulanmış olmasa da, oyunu sürüklüyor ve görevlere
amaç katıyordu. Hikaye, ara videolar ve görevler
arasındaki bütünlük eleştirmenler ve fanlar tarafından
FPS türünün ilerlemesi için yeni bir yön olarak
selamlandı ve Quake, Duke Nukem 3D ve diğer oyunlar
karşısında çıtayı yükseltti.
Bu oyunun vurgusu Jedi olmak üzerineydi, yani er geç bir
ışın kılıcı ediniyor ve Güç yetenekleri öğreniyordunuz.
Yıldırımlar atabiliyor, süper hızlarda koşabiliyor,
kendinizi iyileştirebiliyor ve hatta kurbanlarınızı aynı
Darth Vader gibi boğabiliyordunuz. Karanlık Taraf’a
dönmek ve galaksinin yeni imparatoru olmak bile
mümkündü. Jedi Knight sizi Star Wars evrenine dahil
ediyor ve bir Jedi yapıyordu. TIE Fighter’dan beri Star
Wars’un hiç bu kadar içinde hissetmemiştiniz kendinizi.
Jedi
Knight, Dark Forces’taki sorunları da düzeltiyordu
sonunda. Hem her an kaydedebilme özelliği, hem de çok
oyuncu desteği vardı. Grafik motoru Quake II’nin yanında
biraz sönük kalsa da, Jedi Knight mükemmel
animasyonlara, çevre görüntülerine ve bölüm
tasarımlarına sahipti. O halde, Computer Gaming World ve
PC Gamer’ın da içinde olduğu birçok oyun dergisinden
sayısız “Yılın Oyunu” ödülü kazanmış olmasına şaşmamalı.
Jedi Knight’ın tasarımcısı Justin Chin, baş programcısı
ise Ray Gresco’ydu. Oyunu tamamladıktan sonra, her ikisi
de kendi oyun şirketlerini kurmak üzere LucasArts’tan
ayrıldılar.
Jedi Knight’ın
popülaritesi Mysteries of the Sith adındaki genişleme
paketini ortaya çıkardı. Çok küçük bir coşkuyla
karşılandı bu eklenti ve çabucak hafızalardan silinip
gitti. Ancak bazı açılardan önemliydi. Öncelikle,
Timothy Zahn’ın Thrawn üçlemesiyle tanınan popüler
karakter Mara Jade’i kontrol etmemizi sağlıyordu. Bunun
yanında, oyunun tasarımı tamamen yeni bir ekip
tarafından yapılmıştı. Bu ekip daha sonra sıradaki Star
Wars FPS’si olan Star Wars: Episode I: Obi-Wan’ı
tasarlamaya başlayacaktı.
Rogue Squadron 3D
1998'de
Rogue Squadron 3D’nin çıkması ile Yıldız Savaşları
oyunlarının konsol macerası büyük bir değişim yaşadı.
Elit Rogue birliğinin hikayelerini baz alarak yapılan bu
oyun basitçe Shadows of the Empire’ın en iyi iki
bölümünün bir oyun şeklinde uzatılması olarak
açıklanabilirdi. Oyun çok tutuldu ve konsol sahipleri
arasında X-Wing serisinin PC kullanıcıları üzerindeki
etkisini yeniden yarattı. Oyunun bir savaş simülasyonu
yerine savaş oyunu imgesi uyandıran adı bile bu
performansı etkilemedi.
Rogue Squadron, Shadows of the Empire’ın geleneğini
izliyor ve oyunculara arcade tarzında bir Star Wars
deneyimi sunuyordu, ekstra hayat haklarına kadar çok
affedici bir uçuş mekaniğine sahipti. Shadows’un
multimedya karakterinden yoksun olsa da, ondan daha
olumlu eleştiriler aldı. Açıkçası, sıkı odaklanılmış,
daha iyi bir oyundu. Yıldız Savaşlarının pek çok farklı
bakış açısını sunuyordu.
Oyunda
Luke’u oynuyor ve Rogue Squadron’a liderlik ediyorsunuz.
Oyun, Yeni Bir Umut ve İmparator filmlerinin arasında,
yani Luke’un Jedi eğitimine başlamasının öncesinde
geçiyor. Asiler ilk Ölüm Yıldızı’nı yok ederek
İmparatorluk’a büyük bir darbe indirmiş olsa da,
İmparatorluk hala çok güçlü ve karargahlarını bulduğu
takdirde Asi İttifakı’nı parçalayacak beceriye sahipti.
Rogue Squadron, birçok
farklı dünyada geçen bir düzineden fazla görev
içeriyordu. Tatooine’de bir kasabayı TIE bombacılarından
koruyabilir, Kessel’ın baharat madenlerindeki esirleri
kurtarabilir, Corellia üzerinde savunma manevraları
yapabilir (ve Han Solo ile tekrar takım oluşturabilir),
ve su gezegeni Mon Calamari’nin işgalini önlemede rol
oynayabilirdiniz. Görevler arasında bul ve yok et,
kurtarma ve saldırılar vardı.
X-Wing: Alliance
Tabii
ki X-Wing serisi konsoldaki bu yeni rekabeti boş boş
yatarak karşılamayacaktı. 1999'da serinin son ama en
etkileyici oyunu olan X-Wing: Alliance satışa sunuldu.
X-Wing vs TIE Fighter‘daki hayalkırılkığından sonra,
Larry Holland ve firma tekrar kökene dönerek Star Wars’a
bağlı çevre, hikaye ve görev yapısıyla alakalı bir uzay
ortamını kullandılar. Alliance’da oyuncular galaktik
ticaret yapan bir ailenin genç bir üyesini
canlandırıyordu. Belli başlı Corellian gemilerinin
kontrolünü alıp galaksinin çevresinde çalışarak aileniz
için para kazanıyordunuz, ve ilerledikçe İsyancı
birliklerine katılıp sonunda ikinci Ölüm Yıldızı'na
yapılan saldırıya katılıyordunuz. Oynanışa kolaylıklar
getirilmiş olsa da oyun bu güne kadar çıkmış X-Wing
oyunlarından çok daha fazla görev içeriyordu.
TIE Fighter da dahil olmak üzere, X-Wing oyun serisi
Yıldız Savaşları hikayesini pilotların bakış açısıyla
anlatmakta. X-Wing bize asilerin görüşünü, TIE Fighter
ise imparatorluk açısını ve Alliance ise kaçakçının
durumunu anlatmakta. Eğer ticaret yapan bir ailenin oğlu
olarak oynuyorsanız isyancılara sempatik
yaklaşıyorsunuz. Bu Yıldız Savaşları oyununda
kaçakçılarla ilişki kuran ve İmparatorluk kampına düşen
rakip bir aile yer alıyor.
Oyun
esnasında isyancıların filosuna giriyorsunuz, daha sonra
oyun iki yol takip ediyor: isyancıların hikayesi ve
ailenin hikayesi. Geçmişten gelen ipuçlarını takip
ediyorsunuz ve hikaye bir şekilde kesişiyor. Oyunda
bazen oyuncu olmayan karakterlerle uğraşmanız
gerekmekte, kız kardeşiniz veya robotunuz gibi hikayenin
farklı kısımları oluşmakta. Alliance çözümlenemeyen bir
sonla bitiyor ancak aynı zamanda pazarlık ederek de son
hamleye kadar bir savaş veriyorsunuz.
X-Wing Alliance yeni
bir uzay bölgesinde çeşitli mekanlarda operasyon yapma
imkanı sunmakta. Aynı görev için değişik bölgelere
atlayış yapabilir ve görevi nerede bitireceğinize dair
seçim yapabilirsiniz. Bir görev sizin bölgeler arası bir
yük taşıyarak seyahat etmenizi veya savaşçı güce
katılmanızı gerektirebilir. Çeşitli bölgelerde oynanan
oyun ayrıca birden çok oyuncuyla oynanabilme özelliğine
sahip. X-Wing Alliance maddi olarak geçen yıllardaki en
çok satan X-Wing oyunu kadar başarı elde edemedi ama
fanlar tarafından oldukça gözde ve iyi yorumlar alıyor.
Değişik Türler
Yenilikler ve devamlar
arasında LucasArts Yıldız Savaşları'nı farklı oyun
türlerine de uyarlama çabası içindeydi, ki bu da
oyunculara ilginç ama başarısız oyunlar sundu. Bu tarz
oyunlardan biri 1997'de çıkan Masters of Teras Kasi,
Tekken ve Sould Blade gibi oyunlardan esinlenilerek Sony
Playstation için yapılan 3 boyutlu bir dövüş oyunu idi.
Masters of Teras Kasi
Bununla beraber PC
oyuncuları Yıldız Savaşları'nın gerçek zamanlı strateji
kategorisine giriş yaptığı Force Commander gibi oyunu da
gördüler, ama bu tarzdaki diğer oyunların başarısını
yakalayamadı çünkü bu oyun sanki kalıplarından taşmış
gibiydi ve rakiplerini yakalayacak gibi gözükmüyordu.
LucasArts'ın bu oyun rönesansında Yıldız Savaşları'nı
uyarladığı belki en ilginç oyun Twisted Metal gibi
oyunlara cevap olarak yapılan Demolition idi.
Milenyumun sonlarına doğru Bilimkurgu camiası yeni
Yıldız Savaşları filminin gösterime girmesi ile
alevlenmişti. Tabii yeni film yeni video oyunları
demekti, ve Bölüm I: Gizli Tehlike de aynen bunu yaptı.
Oyunlar bilinen bir formülden yola çıkılarak
yapılanlardan tutun (Rogue Squadron benzeri The Battle
for Naboo gibi) platform bazlı aksiyon oyunlarına (Jedi
Power Battles) kadar, hatta SNES'in "Super" serisi
oyunlarının modern versiyonlarına (The Phantom Manace)
kadar çeşitlilik gösteriyordu. Tecrübeden zorunlu olan
taşınabilir bir oyun bile vardı (Obi-Wan's Adventure)
Bölüm I oyunlarının en orjinali ise ilk Yıldız Savaşları
yarış oyunu Episode I Racer idi. Filmin en heyecanlı
sahneleri baz alan Episode I Racerda oyuncular genelde
sonu kötü biten pod yarışlarında sürücü koltuğuna
oturtuyor ve galaksi boyunca farklı yarışlara
katılıyorlardı.
Phantom Meneace
Star
Wars: Bölüm I Gizli Tehlike ile aynı isme sahip, dijital
olarak adapte edildi. İlk olarak PC’ye çıktı ve
sonbaharda ise PlayStation’a. Oyunla ilgili çalışmalar
filmle ilgili olanlardan daha önce başladı ve
yaratıcıları Big Ape orijinal senaryo üzerinden çalıştı.
İlk yazıldığı veya çekildikten sonraki haliyle tamamıyla
filmden alınmış sahneler bulunmakta. Örneğin
Coruscant’daki taksi sahnesi orijinal senaryoda
bulunmakta ama sonra çıkartılmış. Oyunda, hikayenin
filmde silinmiş bölümleri de bulunmakta. Örneğin
Obi-Wan’ın Qui-Gon ile Naboo bataklıklarında buluşmaya
çalışması ve Naboo gezegeninin çekirdeğine yolculuk
gibi. Senaryodan çıkarılmış bölümleri de gerçeğe
dönüştürerek Big Ape ve LucasArts oyunu oynayanlar
filmde gördüklerinden fazlasını vermeye çalışmışlar.
Phantom Menace, temel olarak, bir çok savaş ve keşif
bölümleri olan bir aksiyon-macera oyunu. 4 karakterden
biri olabiliyorsunuz: Obi-Wan, Qui-Gon, Kraliçe Amidala,
veya Captain Panaka. Karakterlerin filmde
karşılaştıkları problemlerle karşılaşıyorsunuz, böylece
ne çeşit zorlukların sizi beklediğini anlayabilirsiniz.
Bir çok ışın kılıcı karşılaşması ve ışın tabancası
yansıtma hamleleri bulunmakta, oyunun başında
karakteriniz Tatooine’e indiğinde Anakin ve sahibi Watto
ile karşılaşmakta. En sonunda oyun sizi Darth Maul ile
kaderinizi belirleyen bir karşılaşmaya götürmekte.
Racer
Star
Wars oyunları içerisindeki ilk yarış oyunu olan Star
Wars: Episode I: Racer, filmdeki 10 dakikalık bir pod
yarışı sahnesinin bütün bir oyun deneyimine çevrilmiş
hali. Filmdeki yarış, klasik şekilde Tatooine’de Boonta
Eve’de, ancak esas yarışa davet edilmek için 8 dünyada
üç turnuva kazanmalısınız. Oyundaki turnuva yarış modu,
amatör, yarı profesyonel ve en son da profesyonel
seviyede olmakta. Bu seviyeleri geçtikten sonra bir çok
davet alıyorsunuz. En üstün yarış ise Boonta Eve Klasik
yarışı.
Sadece Anakin Skywalker
olarak değil aynı zamanda değişik ırklardan 20 ayrı
pilot olarak uçabilirsiniz, Sebulba, Gasgano ve filmdeki
yarışa katılan diğerleri gibi. Saatte yüzlerce km hızla
uçmaya ek çeşitli değişik yollar da izleyebilirsiniz,
ayrıca podunuzu Wattodan veya hurdalıktan parça satın
alarak geliştirebilirsiniz. Oyun çeşitli bölümlerde
oldukça başarılı: Gayet hızlı bir eğlence, değişik
çevrelerde geçiyor, 20den fazla yol izlenebiliyor ve
takdir edilecek zorlukta virajlara sahip. Ama mükemmel
demek değil, çoklu bir oyun olarak biraz donuk ve yol
haritaları ve bazı yollar takip etmesi zor. |