3.Bölüm (1996 – 2000) : Oyunların Rönesansı

1996 yılında Yıldız Savaşları fenomeni yine tam gaz ilerlemeya başladı. "Hasbro" 3.75 inch boyunda oyuncak figürleri yeniden satışa sunmuştu, "Dark Horse" Yıldız Savaşları çizgi romanları yeniden doğmuştu, ve LucasArts'ın takviminde satışa sunulmayı bekleyen bir çok oyun vardı. Bazıları "Gümüş Çağ"'da çıkan oyunlara devam niteliğindeydi, diğerleri ise Yıldız Savaşları evreninde zamanın popüler oyun türleri baz alınarak yapılan oyunlardı.

Yoda Stories

Bu devirde üretilen ve çoğunluk tarafından Star Wars lisansına sahip gelmiş geçmiş en kötü bilgisayar oyunu kabul edilen Yoda Stories, aslında kötü olmaktan ziyade Solitaire ve Minesweeper benzeri masaüstü oyunlarıyla rekabet etmek için tasarlanan ancak yeterince başarılı olamayan küçük bir oyundu. Basit, hızlı yüklenen, üstten bakışlı bir rol yapma oyunuydu ve şirinlik muskası, kocaman gözlü karakterleriyle The Legend of Zelda, Final Fantasy gibi konsol RPG’lerinin tüm kalıplarını taşıyordu.

 

 

 

Üstat Yoda tarafından, bazı eşyaları bulmak veya takas etmekten, ışın kılıcı veya lazer silahı kullanarak savaşmaya kadar her türden günlük işlerle vazifelendirilmiş, genç bir Luke Skywalker’ı oynuyordunuz. Kontroller hantal, görevlerse yavandı ve tüm bunlar “kısa bir kahve molası oyunu” kisvesi altına gizlenmeye çalışılmıştı; sanki bu hafif tema oyunun sorunlarını göz ardı ettirecekmiş gibi. LucasArts, Star Wars fanlarının daha fazlasını bekleyeceğini tahmin etmeliydi. Rebel Assault oyunları ve Yoda Stories’in getirdiği hayal kırıklığı gösteriyor ki bilgisayar oyunu severler Star Wars oyunlarında derinlik ve ayrıntı arıyorlar; sadece isimle ve onun getirdiği ses efektleri ve karakterlerle tatmin olmuyorlar.

Shadows of the Empire

Özel Versiyon'ların gelmesine bir yıl kala Lucas'ın ekibi ilk çoklu ortam Yıldız Savaşları projesi olan "Shadows of the Empire" üzerinde uğraşıyordu. Projede bir roman, romandaki olayları baz alan Nintendo 64 konsolu için bir oyun, oyunun müziklerini barındıran bir CD, oyuncak figürler ve çizgi romanlar bulunuyordu. Çıktığında farklı eleştiriler almasında rağmen Shadow of the Empire kendine has anlara sahipti: örneğin Hoth saldırısının muhteşem bir tekrarı, ki bu üç Rogue Squadron oyununda da tekrarlanmıştır.

 

 

İlk olarak 1996 sonlarında Nintendo 64 konsolu için tasarlanan Shadows of the Empire, Rebel Assault oyunlarını çağrıştıran ama içinde Jedi Knight’ın FPS elementlerini de barındıran bir 3D aksiyon oyunuydu. Shadows, Luke Skywalker’ı bir suikast planından kurtarmakla görevlendirilmiş paralı asker Dash Rendar’ın hikayesiydi ve İmparator filmi ile yaklaşık aynı zamanda geçiyordu. Hikaye aynı anda hem kitap, hem soundtrack, hem de oyun olarak tasarlanmıştı. Oyun, özellikle 3D grafik hızlandırıcılarla kullanılmak üzere tasarlanmıştı ve kendisinden önceki Rebel Assault oyunları gibi en kayda değer özelliği kesinlikle fevkalade olan görselliğiydi. Ama yine Rebel Assault oyunları gibi, Shadows of the Empire da, kendi başlarına pek iyi oyunlar teşkil etmeyecek bölümlerin bir karışımı olarak basitlikten zarar gördü.

Oyunun meşhur ilk bölümü, Hoth’a yapılan AT-AT saldırısını yeniden canlandırıyordu ve Dash, hantal İmparatorluk makinelerini düşürebileceği bir çekme halatıyla birlikte bir kar süratçisinin kokpitindeydi. Oyunun iyi tasarlanmış bu bölümü Nintendo 64 konsol satışlarının artmasını sağladı ve fanlara filmdeki en etkileyici sahnelerden birini tekrar yaşama şansını verdi, ama hepsi buydu. İlerleyen bölümler genelde fazla tekdüzeydi. Mesela Dash, Bimyıl Şahini benzeri gemisi Outrider’ın silah oluğunda sıkışmıştı ve ekranda beliren tüm düşmanları vurmak zorundaydı. Diğer bölümlerin Jedi Knight ve Tomb Raider arası bir oynanışı vardı, ama Dash’i bir yerden diğerine koşturmaktan başka pek bir şey sunmayan bölüm tasarımları yüzünden bu iki oyunun da yanına bile yaklaşamıyordu.

Öte yandan Shadows of the Empire, 3D motoru sayesinde Rebel Assault oyunlarında eksik olan özgürlük duygusunu veriyordu. Oyuncuyu yepyeni bir Star Wars hikayesine sokması ve onu AT-AT’lerden Boba Fett’e kadar birçok şeyle karşı karşıya bırakması ise, Shadows’u sadece bir aksiyon oyunu olarak görmeye istekli fanları memnun etmeye yetti.

Star Wars: Rebellion

X-Wing ve Dark Forces Star Wars’taki mücadeleyi tek bir kişinin gözlerinden sunarken, Star Wars: Rebellion bu mücadeleye stratejik bir bakış getirmeyi ve oyuncuya ister bir asi kumandanı, ister bir İmparatorluk kumandanı olarak bu savaşı bitirecek gücü vermeyi amaçlıyordu. Her iki taraf için de savaşın tüm safhalarını kontrol ediyordunuz. Daha çok gemi ve asker üreterek elinizdeki mülkleri muhafaza etmek, sonra da ordular yada elçiler göndererek idareniz altındaki gezegenleri artırmak durumundaydınız. Sistemleri, gemileri, inşa merkezlerini ve askerleri yönetmeye ek olarak bazı kahramanları da yönetmeliydiniz; Han Solo, Darth Vader ve Luke Skywalker gibi. Sayısı elliyi geçen bu tip karakterlerden her biri size araştırma, inşa, savaş ve gizli görevlerde yardımcı olacak özelliklere sahipti. Tüm bunlar yetmezmiş gibi, gemiden gemiye 3D taktiksel savaş da vardı Rebellion’da. Kara savaşları otomatik olarak sonuçlandırılıyordu, Master of Orion’daki gibi.


Tüm paket çok iddialıydı ve kağıt üzerinde hoş duruyordu, ama nihai her yerden kötü eleştiriler aldı. Arayüz beğenilmedi ve oynanışı hiç kolaylaştırmıyordu. Dahası, taktiksel savaş kötü grafiklere sahipti ve fakirdi. 2-3 saatlik eğitim bölümünü tamamlayıp, kullanım kılavuzunu okuyup, biraz da deneme yanılma yolunu kullanarak oyunu belki biraz daha ilginç hale getirmek mümkündü. Ama ne yazık ki ortada yapacak çok fazla şey, hiç yardımcı olmayan bir arayüz ve bariz bir eğlence eksikliği vardı. Star Wars Rebellion, ilk Star Wars strateji oyunu olması bakımından önemliydi, ancak LucasArts’ın bu ilk girişimi fazla iddialıydı ve nihayetinde başarısız oldu.

Klasiklerin Devamı

Bilgisayarlar, 1997 yılında en iyi Yıldız Savaşları oyunlarından ikisinin devamını gördüler: X-Wing vs. TIE Fighter ile Jedi Knight: Dark Forces II hem yayınlanıp hem de ticari başarı sağlayacak kadar şanslıydılar.

X-Wing vs. TIE Fighter

X-Wing vs. TIE Fighter, binlerce X-Wing ve TIE Fighter fanını yıllardır üzen bir boşluğu doldurdu: çok oyuncu desteği. Ne X-Wing, ne de TIE Fighter çok oyunculu it dalaşlarını desteklemiyordu. Her ikisi de iyi tek oyunculu oyunlar olsa da, oyuncular Star Wars’un karanlık boşluğunda geçen çok oyunculu savaşlarda arkadaşlarıyla kapışmak istiyordu. Bu iki oyunla aynı zamanlarda çıkan bir diğer uzay simulatörü Wing Commander’da da bu özelliğin olmaması önemli değildi. Ancak, filmlerde resmedilen onca uzay savaşının ışığında, bir Star Wars oyununa böyle bir eksiklik yakışmıyordu. İşte bu yüzden, X-Wing ve TIE Fighter oyunlarının yapımcıları LucasArts ve Totally Games çok oyunculu bir X-Wing oyunu yarattıklarını açıkladıklarında fanlar çok sevinmişti.

Ne yazık ki, oyun piyasaya sürüldüğünde sevinen fanların çoğu hayal kırıklığı yaşadı. Görünen oydu ki, X-Wing vs. TIE Fighter çok oyuncu desteği sağlarken tek oyuncu deneyiminden ödün veriyordu. Gerçek bir oyundan ziyade birçok oyuncu eklentisi gibiydi ve TIE Fighter’ı klasik yapan görevler ve derinlikten yoksundu. A-Kanat’tan X-Kanat’a, TIE Önleyiciden silahlı mekiklere kadar birçok Star Wars gemisini seçiminize sunsa da, TIE Fighter yada X-Wing’in hitap ettiği kitleyi cezp etmek için yeterli bir oynanışı yoktu. Neredeyse bütün eleştirmenler oyunla ilgili memnuniyetsizliklerini dile getirdiler. Daha da önemlisi, fanlar bu oyunla kendilerini kandırılmış hissediyordu. Yine de, X-Wing serilerine çok oyuncu desteğinin eklenmesi kayda değer bir olaydı. Bu özellik bir sonraki X-Kanat oyunu X-Wing Alliance’da da yer alacaktı.

Totally Games’in başkanı Larry Holland gelen eleştirileri içtenlikle karşıladı ve seriye yüksek kalitede bir tek oyuncu deneyimi kazandıracak genişleme paketi için çalışmalara başladı. Bir yarıyıl sonunda, Holland ve LucasArts Balance of Power’ı piyasaya sürdü. Bir süper yıldız destroyeriyle gizli bir asi donanması arasındaki mücadele üzerine kurulu Balance of Power, oyunculara ister İmparatorluk ister asiler hesabına elit bir savaşçı filosuna önderlik etme fırsatı veriyordu. İlginç görevler ve bu görevlerin arasında da ara videolar sunuyordu. X-Wing vs. TIE Fighter’dan daha iyi eleştiriler aldı ve X-Wing fanlarını tekrar kazandı. TIE Fighter kadar mükemmel bir uzay simulatörü olmasa da (sonuçta sadece bir eklenti paketiydi), Star Wars evreninde gerçek bir pilot olma duygusunu seriye geri kazandırdı.

Dark forces II: Jedi Knight

Jedi Knight, LucasArts’ın büyük beğeni toplayan oyunu Dark Forces’ın çok beklenen devam oyunuydu. Dark Forces, LucasArts’ın Star Wars evreninde geçen ilk birincil şahıs ateş etme (FPS) tarzı oyunuydu, ancak başarısının yanında, her yerde kaydedebilme ve çok oyuncu desteği gibi özelliklerden yoksundu. Bu eksiklikleri gideren Jedi Knight: Dark Forces II’de bir kez daha derbeder Kyle Katarn rolündeydiniz, ama bu kez bir Jedi Şövalyesi olmak için çalışıyordunuz. Özellikle sonunda hayranlara büyük bir adım attırarak Güç kullanma imkanı tanıyan Jedi Knight büyük başarı yakaladı.Eski Dark Forces grafik motorunun elden geçirilmiş bir versiyonu ile akıcı grafikler ve etkileyici ara sahneleri birleştiren oyun lisanslı video oyunları arasında kalite seviyesini büyük ölçüde arttırdı. Ayrıca iki oyun da İmparatorluk ya da İsyancı taraftarı hayranları hiç gitmedikleri bir yere, düşmanın birebir karşısına koyarak orijinal Dark Forces’ın sağlayamadığını sundular.


Jedi Knight, hikayesinin yön verdiği bir oyundu ve her görevin öncesinde ara videolar vardı. Hikaye mükemmel kurgulanmış olmasa da, oyunu sürüklüyor ve görevlere amaç katıyordu. Hikaye, ara videolar ve görevler arasındaki bütünlük eleştirmenler ve fanlar tarafından FPS türünün ilerlemesi için yeni bir yön olarak selamlandı ve Quake, Duke Nukem 3D ve diğer oyunlar karşısında çıtayı yükseltti.

Bu oyunun vurgusu Jedi olmak üzerineydi, yani er geç bir ışın kılıcı ediniyor ve Güç yetenekleri öğreniyordunuz. Yıldırımlar atabiliyor, süper hızlarda koşabiliyor, kendinizi iyileştirebiliyor ve hatta kurbanlarınızı aynı Darth Vader gibi boğabiliyordunuz. Karanlık Taraf’a dönmek ve galaksinin yeni imparatoru olmak bile mümkündü. Jedi Knight sizi Star Wars evrenine dahil ediyor ve bir Jedi yapıyordu. TIE Fighter’dan beri Star Wars’un hiç bu kadar içinde hissetmemiştiniz kendinizi.

Jedi Knight, Dark Forces’taki sorunları da düzeltiyordu sonunda. Hem her an kaydedebilme özelliği, hem de çok oyuncu desteği vardı. Grafik motoru Quake II’nin yanında biraz sönük kalsa da, Jedi Knight mükemmel animasyonlara, çevre görüntülerine ve bölüm tasarımlarına sahipti. O halde, Computer Gaming World ve PC Gamer’ın da içinde olduğu birçok oyun dergisinden sayısız “Yılın Oyunu” ödülü kazanmış olmasına şaşmamalı. Jedi Knight’ın tasarımcısı Justin Chin, baş programcısı ise Ray Gresco’ydu. Oyunu tamamladıktan sonra, her ikisi de kendi oyun şirketlerini kurmak üzere LucasArts’tan ayrıldılar.

 

Jedi Knight’ın popülaritesi Mysteries of the Sith adındaki genişleme paketini ortaya çıkardı. Çok küçük bir coşkuyla karşılandı bu eklenti ve çabucak hafızalardan silinip gitti. Ancak bazı açılardan önemliydi. Öncelikle, Timothy Zahn’ın Thrawn üçlemesiyle tanınan popüler karakter Mara Jade’i kontrol etmemizi sağlıyordu. Bunun yanında, oyunun tasarımı tamamen yeni bir ekip tarafından yapılmıştı. Bu ekip daha sonra sıradaki Star Wars FPS’si olan Star Wars: Episode I: Obi-Wan’ı tasarlamaya başlayacaktı.

Rogue Squadron 3D

1998'de Rogue Squadron 3D’nin çıkması ile Yıldız Savaşları oyunlarının konsol macerası büyük bir değişim yaşadı. Elit Rogue birliğinin hikayelerini baz alarak yapılan bu oyun basitçe Shadows of the Empire’ın en iyi iki bölümünün bir oyun şeklinde uzatılması olarak açıklanabilirdi. Oyun çok tutuldu ve konsol sahipleri arasında X-Wing serisinin PC kullanıcıları üzerindeki etkisini yeniden yarattı. Oyunun bir savaş simülasyonu yerine savaş oyunu imgesi uyandıran adı bile bu performansı etkilemedi.

 


Rogue Squadron, Shadows of the Empire’ın geleneğini izliyor ve oyunculara arcade tarzında bir Star Wars deneyimi sunuyordu, ekstra hayat haklarına kadar çok affedici bir uçuş mekaniğine sahipti. Shadows’un multimedya karakterinden yoksun olsa da, ondan daha olumlu eleştiriler aldı. Açıkçası, sıkı odaklanılmış, daha iyi bir oyundu. Yıldız Savaşlarının pek çok farklı bakış açısını sunuyordu.

Oyunda Luke’u oynuyor ve Rogue Squadron’a liderlik ediyorsunuz. Oyun, Yeni Bir Umut ve İmparator filmlerinin arasında, yani Luke’un Jedi eğitimine başlamasının öncesinde geçiyor. Asiler ilk Ölüm Yıldızı’nı yok ederek İmparatorluk’a büyük bir darbe indirmiş olsa da, İmparatorluk hala çok güçlü ve karargahlarını bulduğu takdirde Asi İttifakı’nı parçalayacak beceriye sahipti.

 

 

Rogue Squadron, birçok farklı dünyada geçen bir düzineden fazla görev içeriyordu. Tatooine’de bir kasabayı TIE bombacılarından koruyabilir, Kessel’ın baharat madenlerindeki esirleri kurtarabilir, Corellia üzerinde savunma manevraları yapabilir (ve Han Solo ile tekrar takım oluşturabilir), ve su gezegeni Mon Calamari’nin işgalini önlemede rol oynayabilirdiniz. Görevler arasında bul ve yok et, kurtarma ve saldırılar vardı.

X-Wing: Alliance

Tabii ki X-Wing serisi konsoldaki bu yeni rekabeti boş boş yatarak karşılamayacaktı. 1999'da serinin son ama en etkileyici oyunu olan X-Wing: Alliance satışa sunuldu. X-Wing vs TIE Fighter‘daki hayalkırılkığından sonra, Larry Holland ve firma tekrar kökene dönerek Star Wars’a bağlı çevre, hikaye ve görev yapısıyla alakalı bir uzay ortamını kullandılar. Alliance’da oyuncular galaktik ticaret yapan bir ailenin genç bir üyesini canlandırıyordu. Belli başlı Corellian gemilerinin kontrolünü alıp galaksinin çevresinde çalışarak aileniz için para kazanıyordunuz, ve ilerledikçe İsyancı birliklerine katılıp sonunda ikinci Ölüm Yıldızı'na yapılan saldırıya katılıyordunuz. Oynanışa kolaylıklar getirilmiş olsa da oyun bu güne kadar çıkmış X-Wing oyunlarından çok daha fazla görev içeriyordu.



TIE Fighter da dahil olmak üzere, X-Wing oyun serisi Yıldız Savaşları hikayesini pilotların bakış açısıyla anlatmakta. X-Wing bize asilerin görüşünü, TIE Fighter ise imparatorluk açısını ve Alliance ise kaçakçının durumunu anlatmakta. Eğer ticaret yapan bir ailenin oğlu olarak oynuyorsanız isyancılara sempatik yaklaşıyorsunuz. Bu Yıldız Savaşları oyununda kaçakçılarla ilişki kuran ve İmparatorluk kampına düşen rakip bir aile yer alıyor.

Oyun esnasında isyancıların filosuna giriyorsunuz, daha sonra oyun iki yol takip ediyor: isyancıların hikayesi ve ailenin hikayesi. Geçmişten gelen ipuçlarını takip ediyorsunuz ve hikaye bir şekilde kesişiyor. Oyunda bazen oyuncu olmayan karakterlerle uğraşmanız gerekmekte, kız kardeşiniz veya robotunuz gibi hikayenin farklı kısımları oluşmakta. Alliance çözümlenemeyen bir sonla bitiyor ancak aynı zamanda pazarlık ederek de son hamleye kadar bir savaş veriyorsunuz.

 

 

X-Wing Alliance yeni bir uzay bölgesinde çeşitli mekanlarda operasyon yapma imkanı sunmakta. Aynı görev için değişik bölgelere atlayış yapabilir ve görevi nerede bitireceğinize dair seçim yapabilirsiniz. Bir görev sizin bölgeler arası bir yük taşıyarak seyahat etmenizi veya savaşçı güce katılmanızı gerektirebilir. Çeşitli bölgelerde oynanan oyun ayrıca birden çok oyuncuyla oynanabilme özelliğine sahip. X-Wing Alliance maddi olarak geçen yıllardaki en çok satan X-Wing oyunu kadar başarı elde edemedi ama fanlar tarafından oldukça gözde ve iyi yorumlar alıyor.

Değişik Türler

Yenilikler ve devamlar arasında LucasArts Yıldız Savaşları'nı farklı oyun türlerine de uyarlama çabası içindeydi, ki bu da oyunculara ilginç ama başarısız oyunlar sundu. Bu tarz oyunlardan biri 1997'de çıkan Masters of Teras Kasi, Tekken ve Sould Blade gibi oyunlardan esinlenilerek Sony Playstation için yapılan 3 boyutlu bir dövüş oyunu idi.

Masters of Teras Kasi

Bununla beraber PC oyuncuları Yıldız Savaşları'nın gerçek zamanlı strateji kategorisine giriş yaptığı Force Commander gibi oyunu da gördüler, ama bu tarzdaki diğer oyunların başarısını yakalayamadı çünkü bu oyun sanki kalıplarından taşmış gibiydi ve rakiplerini yakalayacak gibi gözükmüyordu. LucasArts'ın bu oyun rönesansında Yıldız Savaşları'nı uyarladığı belki en ilginç oyun Twisted Metal gibi oyunlara cevap olarak yapılan Demolition idi.


Milenyumun sonlarına doğru Bilimkurgu camiası yeni Yıldız Savaşları filminin gösterime girmesi ile alevlenmişti. Tabii yeni film yeni video oyunları demekti, ve Bölüm I: Gizli Tehlike de aynen bunu yaptı. Oyunlar bilinen bir formülden yola çıkılarak yapılanlardan tutun (Rogue Squadron benzeri The Battle for Naboo gibi) platform bazlı aksiyon oyunlarına (Jedi Power Battles) kadar, hatta SNES'in "Super" serisi oyunlarının modern versiyonlarına (The Phantom Manace) kadar çeşitlilik gösteriyordu. Tecrübeden zorunlu olan taşınabilir bir oyun bile vardı (Obi-Wan's Adventure) Bölüm I oyunlarının en orjinali ise ilk Yıldız Savaşları yarış oyunu Episode I Racer idi. Filmin en heyecanlı sahneleri baz alan Episode I Racerda oyuncular genelde sonu kötü biten pod yarışlarında sürücü koltuğuna oturtuyor ve galaksi boyunca farklı yarışlara katılıyorlardı.

Phantom Meneace

Star Wars: Bölüm I Gizli Tehlike ile aynı isme sahip, dijital olarak adapte edildi. İlk olarak PC’ye çıktı ve sonbaharda ise PlayStation’a. Oyunla ilgili çalışmalar filmle ilgili olanlardan daha önce başladı ve yaratıcıları Big Ape orijinal senaryo üzerinden çalıştı. İlk yazıldığı veya çekildikten sonraki haliyle tamamıyla filmden alınmış sahneler bulunmakta. Örneğin Coruscant’daki taksi sahnesi orijinal senaryoda bulunmakta ama sonra çıkartılmış. Oyunda, hikayenin filmde silinmiş bölümleri de bulunmakta. Örneğin Obi-Wan’ın Qui-Gon ile Naboo bataklıklarında buluşmaya çalışması ve Naboo gezegeninin çekirdeğine yolculuk gibi. Senaryodan çıkarılmış bölümleri de gerçeğe dönüştürerek Big Ape ve LucasArts oyunu oynayanlar filmde gördüklerinden fazlasını vermeye çalışmışlar.

Phantom Menace, temel olarak, bir çok savaş ve keşif bölümleri olan bir aksiyon-macera oyunu. 4 karakterden biri olabiliyorsunuz: Obi-Wan, Qui-Gon, Kraliçe Amidala, veya Captain Panaka. Karakterlerin filmde karşılaştıkları problemlerle karşılaşıyorsunuz, böylece ne çeşit zorlukların sizi beklediğini anlayabilirsiniz. Bir çok ışın kılıcı karşılaşması ve ışın tabancası yansıtma hamleleri bulunmakta, oyunun başında karakteriniz Tatooine’e indiğinde Anakin ve sahibi Watto ile karşılaşmakta. En sonunda oyun sizi Darth Maul ile kaderinizi belirleyen bir karşılaşmaya götürmekte.

Racer

Star Wars oyunları içerisindeki ilk yarış oyunu olan Star Wars: Episode I: Racer, filmdeki 10 dakikalık bir pod yarışı sahnesinin bütün bir oyun deneyimine çevrilmiş hali. Filmdeki yarış, klasik şekilde Tatooine’de Boonta Eve’de, ancak esas yarışa davet edilmek için 8 dünyada üç turnuva kazanmalısınız. Oyundaki turnuva yarış modu, amatör, yarı profesyonel ve en son da profesyonel seviyede olmakta. Bu seviyeleri geçtikten sonra bir çok davet alıyorsunuz. En üstün yarış ise Boonta Eve Klasik yarışı.

 

 

Sadece Anakin Skywalker olarak değil aynı zamanda değişik ırklardan 20 ayrı pilot olarak uçabilirsiniz, Sebulba, Gasgano ve filmdeki yarışa katılan diğerleri gibi. Saatte yüzlerce km hızla uçmaya ek çeşitli değişik yollar da izleyebilirsiniz, ayrıca podunuzu Wattodan veya hurdalıktan parça satın alarak geliştirebilirsiniz. Oyun çeşitli bölümlerde oldukça başarılı: Gayet hızlı bir eğlence, değişik çevrelerde geçiyor, 20den fazla yol izlenebiliyor ve takdir edilecek zorlukta virajlara sahip. Ama mükemmel demek değil, çoklu bir oyun olarak biraz donuk ve yol haritaları ve bazı yollar takip etmesi zor.