| Ocak
1975
İkinci senaryo
denemesi ''Starkiler'ın Maceraları, Yıldız Savaşları'nın
Bölüm Biri'' başlığı altında tamamlanmıştı. Yeni
hikaye, iç savaşla çalkalanan ve Diğerleri'nin Güç'ünü
kontrol edebilen güçlü bir enerji kaynağı olan Kiber
Kristali'ni bulma amaçlı bir mücadeleye odaklanmış
'Republica Galactica'da geçmekteydi(Alan Dean Foster'ın Star
wars romanı Splinter of the Mind's Eye'ın hayranları hiç şüphesiz
kristale olan bu referansı fark edeceklerdir). Açılış yazıları
da şu kehanetle son buluyordu:''En büyük acı ve keder
zamanlarında bir kurtarıcı çıkıp gelecek ve o'Güneşlerin
Oğlu' olarak bilinecek.''
Bu senaryo nihayet Lucas'ın epik vizyonunu belirli bir noktaya
odaklyabilmişti. Öykü orijinal notlarıyla uyumlu kalmayı sürdürürken,
üç ayrı yere bölünmüş olan aksiyon hem estetik hem de
teknik bir bakış açısından kesinlikle gerçekleştirilebilir
durumdaydı. Lucas öyküsünü inceltip oturtmuş,
karakterlerini yerleştirmiş, ve daha sonra diğer iki filme
yolunu bulacak olan fazlalık malzemeyi çıkarıp bir kenara
koymuştu. Ayrıca destanın en sevilen karakterlerinden iksini
de son şekillerine sokmuştu. Darth vader şimdi Karanlık Sith
Lordu ve Luke ile iyiliğin güçlerinin başlıca düşmanıydı;
Han Solo da artık yeşil derili bir uzaylı(ödül avcısı
Greedo gibi) değil de genç bir Corellia'lı korsandı. Aslında
Solo'nun karakteri, Lucas'ın kendi akıl hocası olan Francis
Ford Coppola'nın hafifçe gizlenmiş bir versiyonuydu. Ve Kiber
Kristali(Güç'ün fiziksel olarak vücut bulmuş hali) sonunda
serilerden tamamen çıkarılacağı halde, Lucas hikayenin
etrafında yoğunlaşacağı temel noktayı bulmuştu.
Lucas ayrıca şimdi biliyordu ki bu hikaye çok daha büyük
bir bütünün sadece bir parçasıydı. Mayıs 1975'te The Star
Wars'u ''Luke Starkiller'ın Maceraları''nın dördüncü bölümü
olarak yeniden adlandırdı. Lucas dışında herkese bir filmi
hikayenin tam ortasından başlatma fikri oldukça tuhaf göründü.
Hem Star Wars, hem de The Empire Strikes Back'in prodüktörlüğünü
yapan Gary Kurtz, Starlog dergisine düşüncelerini anlattı,''
Bazı tür filmler ortasında girdiğinizde daha iyi işler--ya
da en azından öyle görünür. Roger Corman'la yaptığım düşük
bütçeli filmlerin çoğunda böyle olduğunu biliyordum. Ortasında
filme geldiğiniz zaman bütün sıkıcı tanıtıcı aşamaları
geçersiniz ve tam aksiyonun içine atlarsınız. Star Wars'la böyle
olmasını istemiştik-film başladıktan sonra salona geldiğiniz
hissi.''
Lucas Star wars senaryosunun çeşitli müsvettelerini yazarken
ya da düzeltirken sürekli olarak hikayenin odak noktasıyla
ile ilgili fikrini değiştirip durmuştu. İlk ve ikinci
senaryolar arasında Luke'un babası ve onun Darth Vader ve Ben
Kenobi'yle olan ilişkilerini anlatan bir arka öykü de yazdı.
Fakat bunu beğenmedi ve Luke'un merkezi karakter olduğu
tamamen farklı bir tretman yazdı. Hikaye örgüsü ikinci
senaryodan(hatta filmin bitmiş halinden) pek de farklı değildi,
fakat Han Solo'yu Luke'un savaş yorgunu ağabeyi olarak gösteriyordu.
Han bu haliyle eski bir Jedi Şövalyesi olan babalarını
kurtarmak için Luke'un yardımını almak üzere Tatooine'e dönüyor.
Bir aşamada Lucas Luke'u Solo'ya aşık olan genç bir kız
yapma fikriyle bile oynadı, yüzlerce Wookiee'nin Ölüm Yıldızı'na
yaptığı hayati önemdeki saldırı ise değişmeden kaldı.
Başka düzenlemelerden sonra Lucas biliyordu ki elinde bir kaç
devam filmi daha yapmasına yetecek kadar malzeme vardı. |