Giriş
Medeniyetin Parlak Merkezine en Uzak Kasaba
“Asi Gençlik” Yılları
Yanlış Zamanda,
Yanlış yerde? Ya da...

Yeni Bir Umut
Bir Usta ve Bir Çırak
Utangaç Çocuktan Hollywood Fatihine
 
 
 
 
 
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir Usta ve Bir Çırak

Şayet Kirli Düzine’nin o zamanlar bir kahramanı varsa bu da kendisine “Baba” diyecekleri kişiydi.
Sakallı ve korsanımsı görüntüsüyle Francis Coppola, çoktan Hollywood’un duvarlarını aşmıştı. Film laboratuarlarından ve dershanelerden fışkıran, yüzlerce sinema öğrencisi arasından sadece o, stüdyo sistemi film yapımcılığında adını duyurabilmişti.

İki adam 1967’nin Temmuz’undan karşılaştı. USC’nin yıldızı olarak Lucas, Warners tarafından verilen öğrenci filmi bursunu kazanmıştı. Burbank’ta, kendi seçtiği bir departmanda, bir filmin 6 ay boyunca yapım aşamasını gözlemleyebilecekti. Lucas stüdyolara Jack Warner’ın ofisini toplayıp, ordan ayrıldığı gün geldi. Yerine 7 Arts adlı bir firma ile anlaşmışlardı. Lucas oraya en boş gününde gelmişti. Yıllar sonra o zaman için Lucas şunu diyecekti, “Film endüstrisinin öldüğü gün!”
Lucas en çok animasyon bölümünde çalışmakla ilgileniyordu. Mekan ona Marie Celeste’in güvertesini hatırlatmıştı. Dolaştıkça sadece tek bir film üzerinde çalışıldığını farketti. Bir leprechaun’ın altın dolu bir kazanı arama çabasını anlatan eski bir Broadway müzikalinin yeni versiyonu olan Finian’ın Gökkuşağı idi, filmin adı. Sessizce sete girmiş ve küçük yapısı ile fark edilmemeyi umuyordu. Ama kısa süre sonra Coppola’nın gümbür gümbür sesi kim olduğunu soruyordu.

Henüz 27’sinde olmasına rağmen, Coppola bir çok şeyin üstesinden gelmişti. Detroit’de, besteci Carmine Coppola’nın oğlu olarak doğmuştu. Gençlik yılları, babası ve kendinden büyük erkek kardeşi August’un baskısı altında gölgelenmişti. Hofstra Üniversitesi’nden aldığı dereceye rağmen, Los Angeles’taki UCLA’deki sinema derslerine girmek için uğraşmıştı.

USC ve UCLA arasındaki çekişme çok yoğundu. UCLA’dekiler USC öğrencilerini, kurgu ve resimlemede yetenekli fakat içlerinde ruh olmayanlar olarak görüyordu. Buna karşılık USC öğrencileri ise UCLA’yı boş rüyaların ve fikirlerini filmlere yansıtmayan beceriksizlerin yuvası olarak görüyordu. Ama Coppola, bunun tam tersini ispatlamıştı. Mezuniyet için hazırladığı You’re A Big Boy Now, daha sonra uzun bir versiyonuyla sinemalarda gösterilen ilk öğrenci filmi olmuştu.

Coppola, Roger Corman’ın yanında çok zorlu bir çalışma dönemi geçirdi. Corman’nın kanatları altında onunla birlikte James Cameron, Martin Scorsese, Jonathan Demme ve Ron Howard gibi isimlerde vardı. Bu zor geçen döneme rağmen, Coppola bir film bütçesinin nasıl en düşük seviyede tutulacağını öğrenmişti.
İlk filmi olan İrlanda’daki bir kaleyi ablukaya alan bir katili konu alan Dementia 13’ün senaryosunu 3 günde yazdı ve olabilecek en hızlı şekilde çekti.
Lucas, Hollywood’un tadını ilk defa kendisine Columbia tarafından verilen burs sayesinde aldı. Bir ayını Utah ve Arizona’da, Omar Sharif ve Gregory Peck’in başrollerini oynadığı McKenna’nın Altınları adlı film hakkındaki belgeselin çekimlerinde harcadı. 300 dolara bir film ortaya çıkarmaya alışmışken oradayken film için harcanan milyarlarca doları gördü.

Finian’ın Gökkuşağı’nın setinde, hayat aynen devam ediyordu. Coppola dışında elli yaşın altında bir tek kendisi vardı. Yaşlıların bu kadar çok olduğu bir sette iki öğrenci kısa sürede bir arkadaşlık kurdular. “Hayatımda hiç kıssalar olmamıştı, ama onun hayatı büyük bir kıssa idi,” Çırak ustası için böyle diyor.

Lucas, Coppola’ya bir iş teklifinde bulundu ve onu idari asistanı olarak ayarladı. Arkadaşlıkları derinleştikçe, Coppola’nın yönetici içgüdüleri ön plana çıkmaya başladı. Kendisini, sonraki film öğrencilerinin gurusu olarak görmeye başlamıştı.

Lucas, Coppola’ya ilk dönemlerinin en iyi filmi diyebileceği, mezuniyetinden hemen sonra çektiği bir bilim kurgu filmini gösterdi. THX 1138:4HB, bir adamın yeraltı dünyasındaki tutsaklığından kaçışının bir buçuk sayfalık bir tanımıydı. Lucas 3 ayını bu filmin çekimi, kurgusu ve efektlerinin eklenmesi için harcamıştı ve yapılan en iyi öğrenci filmi olarak adını duyurmuştu. “Şayet yöneteceksen, yazmayı öğrenmeli, bununla da kalmayıp iyi yazmayı öğrenmelisin,” demişti Coppola.
Birbirilerini övseler de aslında tamamıyla zıt kutupların insanlarıydılar. Lucas için iyi bir gece eğlencesi fikri, saat 9 gibi elinde bir tonlu sandviçle televizyon başına geçmekti. Bunun yanında Coppola tam bir parti adamıydı. Evi, şarkıcılar, dansçılar, şairler ve felsefeciler için tam bir mıknatıs sayılırdı.

Lucas yalnız çalışan, özgür ve idealist bir dünya görüşüne sahip bir kişi idi. Hollywood gibi siyah(stüdyolar) ve beyazlara(artistler) bölünmüş bir yer söz konusu olduğunda, babası kadar dogmatik bir insan olabiliyordu. Coppola’nın dünya görüşü daha karmaşıktı. Ona göre hayat bir opera idi ve film yapımcılığının Machiavellist yanını seviyordu. Coppola, Hollywood’u ele geçirme planları kurarken, Lucas çoktan onu daha sessiz bir yere taşıma fikrine aşık olup kalmıştı.

Alternatif Film yapımı fikrinin temelleri ilk defa 1968’de, Lucas ve Coppola, ilk uzun metrajlı çalışmaları için bir araya geldiklerinde atıldı. Wilmer Butler’ın bir hikayesi olan ve depresyona girmiş, ülkeyi bir uçtan diğer uca dolaşan bir ev kadını ile zihinsel özürlü otostopçuyu anlatan The Rain People, Nebraska’nın Ogallala kasabasında çekildi. Filmin yönetmenliğini Coppola üstlenirken, Lucas aynı anda sanat yönetmenliği, ses kayıtçı, kameraman asistanı ve prodüksiyon yönetmeni olarak görev aldı. Hatta filmin belgeselini çekmek için boşta kalan bir kamerayı kullanma fırsatı bile buldu. Lucas öğrencilik dönemi dışındaki bu ilk filmin yapım deneyimini yorucu buldu. Bunun yanında, USC’deyken Kirli Düzine’nin benimsediği “hepimiz birimiz için” düşüncesinin bir benzerini, Coppola’nın da kabul etmesi ona ilham kaynağı olmuştu. The Rain People filminin setindeyken, orda çalışan herkese, bu filmden edinilecek karda pay sahibi olduğunu belirten bir sertifika dağıtmıştı. Ama bu sertifikalar sonuçta değersiz çıktı. Lucas kendisiyle, bir gün yine bunun aynısı yapacağına dair bir anlaşma yaptı.
Ogallala sakinleri, mini stüdyo olarak kullanmaları için kendilerine kullanılmayan bir depo verildiğinde, Lucas ve Coppola’nın hayalgücü şaha kalktı. Özgürlüklerinden de ilham alarak, iki arkadaş özgür Hollywood ve onun girişimi düşüncesi üzerinde tam bir fikir birliğine vardılar.

Birkaç ay boyunca Coppola Warnerlar ile görüşmeler yaptıktan sonra, en sonunda kendisine San Fransisko’da açacağı stüdyo için para bulan Ted Ashley ile karşılaştı. Rüyaları, Folsom sokağındaki depoda şekil almaya başladı. Coppola’nın Kopenhag’dan aldığı 80 bin dolarlık ses düzenleme cihazı buraya kuruldu. Lucas Kirli Düzine’nin diğer üyelerinden de destek buldu. Bunların arasında Milius, Matthew Robbins, Hal Barwood, Walter Murch ve akrı koca yazar olan Gloria Katz ve Willard Huyck da vardı.
Şirketin başkanı olan Coppola, American Zoetrpoe adındaki gazeteye prensipleri bildiren bir açıklama yaptı. Açıklamada, “Film yapımcılığının her dalında, yetenekli ve istekli kişilerle iş birliği yaparak çalışmak ve en güncel teknikleri ve ekipmanları kullanmak birinci hedefimizdir,” diyordu.
Şimdiden Lucas, San Fransisko’nun hemen dışında, Marin County’nin kırsal kısmına yerleşmiş ve orada yeni eşiyle yeni bir iş kurmuş ve yeni bir ev almıştı.

 

Star Wars TURK  © 2004