|
Geonosis Savaşı'ndan
kısa bir süre sonra, Ayrılıkçılar büyük kısmı vahşi ormanlarla
kaplı Haruun Kal gezegeninde kontrolü ele geçirirler. Mace
Windu'nun doğup hayatının ilk aylarını geçirdiği, 15 yaşındayken
de bir süreliğine ziyaret ettiği bu gezegen, çeşitli Ayrılıkçı
sistemlerini birbirine bağlayan bir hiperuzay rotası üstünde
bulunan Al'Har Sistemi'nin başlıca gezegeni olduğu için
stratejik öneme sahiptir. Gezegen nüfusu iki başlıca gruptan
oluşuyor: Şehirler ve kasabalarda yaşayan, ormandan da
endüstriyel amaçlarla faydalanan ve yerel dilde ''Balawai''
olarak bilinen nüfus; ve yüksek kesimlerde acımasız ormana karşı
savaşarak yaşayan göçebe Korunnai'ler. Mace Windu bir Korunnai
idi.
Korunnai halkının özelliği, bu topluluğun tüm üyelerinin
Force-sensitive olması. Bu insanların binlerce yıl önce gezegene
çakılan bir Jedi gemisinden kurtulanlardan geldiği sanılıyor.
Korunnai'lerin eğitimi yok, ama Güç'ü içgüdüsel olarak hayatta
kalma savaşında kullanabiliyorlar. Böyle bir potansiyelin de
Ayrılıkçılar'ın kontrolüne geçmesi Cumhuriyet için çok kötü
sonuçlanabilirdi.
Ancak, Mace'in 15 yaşındaki ilk ve tek ziyaretinden kısa bir
süre sonra Balawai'ler ve Korunnai'ler arasında bitmek bilmeyen
bir savaş hali başladı ve Ayrılıkçılar'ın Balawai'leri
desteklemesiyle bu çatışma, Klon Savaşları'nın bir parçası
haline dönüştü. Yeni Cumhuriyet ordusu, buraya kuvvet
gönderemeyecek kadar güçsüz olduğu için, Geonosis'ten 2 ay sonra
Mace Windu'nun eski padawan'ı olan Jedi Konseyi üyesi Depa
Billaba Haruun Kal'a gönderildi. Şehirlere inen Ayrılıkçılar'ı
kovalamak için, yerli Korunnai halkından gerilla direniş
örgütleri oluşturmaktı görevi. Yani Korunnai'lerin zaten
yıllardır sessiz sedasız sürdürdüğü savaşı organize etmek.
Bu görev sonunda başarıyla sonuçlanır ve Ayrılıkçılar görünüşe
göre Al'Har Sistemi'ni terkederler(gerçi Balawai'lerle ticaret
sürer). Ama Depa geri gelmez.
Yüce Başkan Palpatine, yeni aldıkları huzursuz edici bir
holografik mesajı göstermek için Yoda ve Mace'i ofisine çağırır.
Palpatine'i beklerlerken, Yoda ve Mace onun hakkında konuşurlar.
Mace '' Güç'ü hissedememesi yazık. İyi bir jedi olabilirdi''
der. Daha sonra Palpatine ofisine gelir Cumhuriyet
İstihbaratı'ndan bir uzmanla birlikte ve mesajı izlerler.
Hologram tam bir katliam sahnesini göstermektedir, vahşice
öldürülmüş pek çok Balawai ile Depa'nın bilerek bıraktığı izler
ve sesli bir kayıt. Mace'e özel.
Kızı gibi gördüğü Depa'nın böyle birşey yapmış olabileceği
düşüncesi bile Mace'i şok eder. Bunun bir tuzak olabileceği
düşüncesine rağmen, Haruun Kal'e gidecek kişinin kendisi olması
gerektiğini söyler. Hem bu gezegeni, hem de Depa'yı en iyi
tanıyan kendisidir. Depa'yı ancak Mace bulabilir, ancak o
yüzleşebilir. Ve karanlığa düşmüşse onu ancak kendisi
durdurabilir. Depa'yı öldürmek yapmak istediği son şey olsa da,
Mace eğer başka çare kalmazsa bunu yapabileceğine inandırır
kendisini.
Başladığı bu yeni görev boyunca, Mace kişisel bir günlük tutar.
Daha sonra bu günlüğün içeriği Jedi Arşivleri'ne eklenecektir.
Mace, 6 ay önce Geonosis'te olanları hatırlamak ve
hatırlatılmaktan hiç hoşlanmadığını itiraf eder. Orada hata
yaptığını, ilk başta Dooku'ya saldırması gerektiğini düşünür.
Jango Fett'i düşünmeden öldürdüğü için de biraz vicdan azabı
çekmektedir. Bu yüzden klon askerleri kasksız görmeye tahammül
edemez.
Mace Windu, Corellia'lı bir pilot olduğunu gösteren sahte
kimliklerle Haruun Kal'in başkenti Pelek Baw'a gelir. Neimoidian
gümrük görevlisine çantasını fazla karıştırmaması için rüşvet
verdikten sonra, duşlara yönelir. Gezegene gelen herkes ilk
olarak bu duşlara uğramak zorundadır. Haruun Kal'de hem
metallere, hem de canlılara çok zarar veren çeşitli mantar ve
bakteri türleri vardır ve bunlardan korunmak için yeni
gelenlerin çeşitli kimyasal koruyucu maddeler de içeren bu
duşlardan geçmesi gerekmektedir. Çeşitli ırklardan birkaç başka
yolcuyla birlikte duşa girdiğinde, Pelek Baw ordusundan iki
asker, korkutup çantalarından değerli birşeyler çalmak için
oraya gelir. Hep yaptıkları birşeydir bu; yolcular burada çıplak
ve savunmasız bir haldeyken onları yolmak kolaydır. Mace buna
izin vermez. Askerler onun kimin nesi olduğunu sorduklarında
''Ben bir kahinim. Geleceği görebilirim.''
Askerlerden biri, ''Yok ya? Ne görüyorsun peki?'' diye sorar.
Mace de ''Sizi. Kanlar içinde.'' diye cevap verir.
Bunu kısa bir kavga ve Mace'in iki adamı pataklayıp kovalaması
takip eder. Mace giyinir ve Pelek Baw sokaklarına çıkar. Şehir
insanları, onun bir Korunnai, ya da argoda ''Korno'' olduğunu
hemen anlarlar. Şehirde ormanlardan gelmiş az sayıda Korunnai
yaşamaktadır ve halk bunlardan pek hoşlanmaz. Bu yüzden Mace'in
başı her an kökeni yüzünden derde girebilir ve dikkatli olması
şarttır.
Mace doğruca, bir temizlikçi firması görünümünde faaliyet
gösteren Cumhuriyet İstihbarat istasyonuna gider. Buranın
patronu olan Phloremirlla Tenk adlı kadın, Mace'i Depa'yı
bulması için ormanlık yüksek araziye götürecek ekibi
hazırladığını söyler. İkisi binadan ayrıldıktan sonra, şehir
sokaklarında gene çatışma çıkar. Tenk ağır bir silahla vurulur
ve kolu kopar. Mace Güç'ü kullanarak damarları kapatır ve
kadının oracıkta kan kaybından ölmesini engeller, ama bu sırada
oraya gelen güvenlik güçleri Mace'i görür görmez onu ''olaya
karışmış pis Korno teröristlerden biri'' sanıp bayıltmaya
ayarlanmış silahla vururlar. Tenk kan kaybından ölür.
Mace gözlerini, bir sorgulama odasında sandalyeye bağlanmış
halde açar. Albay Geptun isimli birisi saatler sonra yanına
gelir. Geptun onun bir jedi olduğunun ve pek de Jedi'ca olmayan
işler yapan başka bir jedi'ı aramak için Haruun Kal'a geldiğinin
farkındadır. Mace'in serbestçe gitmesine izin verir ve 3000
kredi karşılığı ışın kılıcını da ona geri verir.
Mace istasyondan çıktıktan sonra, esrarengiz genç bir adam(bir
Korunnai), kalabalık arasında dikkatini çekerek kendisini
izlemesini sağlar. Mace böylece bir ara sokağa gelir. Burada bir
grup adamın saldırısına uğrar, silahları da bayıltmaya
ayarlıdır. Mace ışın kılıcını kullanmaya çalıştığında, silahın
şarjının bitmiş olduğunu görür, anlaşılan Geptun onu boşaltmış.
Birden az önceki genç adam(daha sonra adının Nick Rostu olduğunu
öğreniriz) ve üç başka Korunnai ortaya çıkıp askerleri
öldürürler ve Mace'i kurtarırlar. Nick Mace'e bir ışın kılıcı
verir ve bunun Depa'nın ışın kılıcı olduğunu gören Windu çok
şaşırır.
Depa'nın kurup yönettiği ''Upland Liberation Front(Dağ Kurtuluş
Cephesi)''nden olduklarını söyleyen bu grubun diğer üyeleri
Chalk adlı bir kadın ve Lesh ile Besh adlı iki kardeştir.
Cesetleri yağmalarken, Depa tarafından kendisini bulup
getirmeleri için gönderildiklerini açıklarlar Mace'e. Nick az
önce kendisine saldıran ve öldürülen kişilerin, Phloremirlla
Tenk tarafından hazırlanan ve güya Mace'i ormana ve dağlara
götürecek olan izci gruptan başkası olmadıklarını söyler. Yani
kadın ve adamları, Cumhuriyet hizmetini falan boşverip Mace'i
çok iyi bir fiyatla Dooku'ya satmayı umuyorlardı. Geçen gece
sokakta çıkan çatışmada uzaktan Tenk'i vurup öldüren de
Chalk'tı. Bunun üzerine Mace, yöntemlerini onaylamasa bile, bu
dört Korunnai'yi izlemeyi kabul eder Depa'ya ulaşmak için.
Mace ve diğerleri şehirden çıkar ve vahşi ormanda ilerlemeye
başlarlar. Binlerce yıldır Korunnai'ler tarafından binek ve sık
ormanda yol açma aracı olarak kullanılan grasser denen güçlü
otobur hayvanlar üstünde yol alırlar yukarılara doğru. Onlara da
Korunnai'lerin binlerce yıllık kardeşleri sayılan Akk köpekleri
eşlik etmektedir. Akk'lar çok güçlü ve iri yırtıcı hayvanlardır,
tehlikeli Haruun Kal ormanlarında onları alt edebilecek yırtıcı
yoktur. Korunnai'ler binlerce yıl önce Akk'ları sadece
evcilleştirmemiş, ayrıca onlarla Güç sayesinde çok özel bir bağ
kurmuşlardır. Her Akk, insanına (''sahibi'' değil, insanı.
Ortağı gibi) telepatik bir şekilde bağlıdır ve birbirlerini çok
iyi anlarlar. Mace yıllar sonra tekrar bu özel hayvanları
görmekten ve Güç aracılığıyla onlarla ilteşim kurmaktan ve
yakınlaşmaktan mutluluk duyar.
Yolda, Nick yazları süren bu savaştan bahseder Mace'e.
Balawai'ler ve Korunnai'ler arasındaki çatışmalar sonuçsuz
gerilla mücadelesinden fazla birşey olmasa da, çok acımasızdır.
İki taraf da kesinlikle merhamet etmez ve esir alma diye birşey
yoktur. Balawai'lerin yörüngede DOKAW( De-Orbiting Kinetic
anti-emplacement Weapons) denilen ilkel ama çok etkili silahları
vardır ve bunlar sabit bir Korunnai yerleşim birimi tesbit eder
etmez meteor gibi bir metal savaş başlığını oranın tepesine
atmaktadır. Balawai'lerin ayrıca kendilerine Ayrılıkçılar
tarafından verilmiş Sienar Thunderstorm-tipi eski ama çok güçlü
gunship'leri vardır ve bunlar sürekli ormanlar üstünde devriye
gezip Korunnai olduklarından şüphelendikleri her şeye ateş
açmaktadır. Korunnai'ler de karşılık olarak sık sık Balawai
orman kamplarına saldırıp yağmalarlar ve ellerine geçen herkesi
ölüme terkederler ormanda. Zaman zaman şehirlerin dış
bölgelerine akınlar da düzenlerler. Bu savaşta asker-sivil,
kadın-erkek, çocuk-yetişkin ayırımı yoktur. Tüm bunlar Mace'i
oldukça rahatsız eder. İlerde onu güç kararlar ve durumlar
beklediği açıktır, üstelik savaşın, hele böyle bir savaşın bir
Jedi'ı ne hale getirebileceği de onu endişelendirir.
Bir gece kamp yaptıktan sonra, tepelik bir araziden yollarına
devam ederler. Bu seyrek ağaçlık yerde 3 Balawai gunship'i
onları görür ve alev makineleri, lazer topları ve füzelerle
saldırıya geçerler. Tüm grasser'ları ve 3 Akk köpeğinden ikisi
ölür, sadece Chalk'ın Galthra adlı Akk'ı hayatta kalır. Mace
cehenneme dönen arazide hem Depa'nın hem de kendi ışın kılıcını
çeker, başka çaresi kalmadığı için kendi yarattığı tehlikeli
Vaapad dövüş tekniğine başvurur ve silahlardan kolay
etkilenmeyen Akk'ın yardımıyla gunship'lerden birini indirmeyi
başarır, hasar gören diğer ikisi de kaçar. Mace dövüş bittiğinde
tatmin olmadığını, diğer iki gunship'i de düşürmek istediğini
farkeder. Bu ''kan ateşi'' dir ve adamı kolayca karanlık tarafa
götürebilir. Ama şimdilik Mace kendisini toparlar.
Grup, sağlam kalan erzaklarını yanmış grasser cesetlerinden
ayıklarken Lesh krize girer. Sinir sistemini yemeye başlayan
eşekarısı larvaları olduğu anlaşılır vücudunda. Tıp çantasıyla
taramadan sonra, Chalk ve Besh'te de bu larvalardan olduğu
anlaşılır, ancak onlar daha erken bir safhadadır. Ama Lesh için
artık çok geçtir, onu saatler sürecek acı dolu bir ölüm bekler
yalnızca. Doğal olarak kimse kendisini yapmaya getiremeyince,
sorumluluğu Mace üstlenir. Bunun kendisi üstünde çok kötü bir
etki bırakacağını bildiği halde ışın kılıcıyla Lesh'i öldürür.
Cesedini gömerler.
Nick, Besh ve Chalk'ı kurtarmak için bir ''lor pelek''e
gitmelerini önerir. Lor pelek, bir nevi cadı doktoru ya da
şamandır Korunnai kültüründe ve Depa'nın grubunda da bir tane
vardır. Adamın adı Kar Vastor, ve son derece güçlü birisi. Ama
Depa'nın grubu çok uzakta olduğu için, Nick yakınlardaki bir
Balawai orman kampına gitmelerini ve oradaki haberleşme
donanımıyla yardım istemelerini tavsiye eder. Mace kabul eder.
Besh ve Chalk'a thanatizine enjekte ederek tüm vücut
faaliyetlerini-dolayısıyla larvaların gelişimini de- durduran
bir statis durumuna sokarlar.
Mace, günlüğünde Nick Rostu'yla arasında geçen konuşmalardan
bahseder. Nick'e göre Depa kötü değil, tam aksine şevkatli ve
iyidir. Grup bir süre sonra hedefleri olan Balawai orman kampına
ulaşır. Fakat anlaşılan ULF gerillaları çoktan buradan
geçmiştir. Kamp yerlebir olmuş ve her yer de ceset doludur.
Haberleşme donanımı da gitmiştir. Bu yüzden Mace ve derin
uykudaki Chalk ve Besh kampta beklerken, Nick tek başına Kar
Vastor'u bulup getirmeye gider.
Burada beklerken, Mace ormanın içlerinden çocuk çığlıkları
duyar. Hemen sesin geldiği yere koşar ve yukarıdaki volkanlardan
gelen lav akıntısına takılmış bir steamcrawler görür(bunlar
şehirlilerin ormanda kullandıkları bir tür arazi aracı). Beş
Balawai çocuk da aracın içinde sıkışıp kalmıştır. Mace onları
kurtarmaya çalışınca, çocukların en büyüğü olan 13 yaşındaki
Terrel Nakay onu bir Korunnai gerillası sanır ve onun eline
geçmektense aracın içinde ölmeyi tercih edeceğini söyler. Mace
onu ve diğer dört çocuğun (Urno ve Nykl isimli iki erkek ve
Keela ile Pell isimli iki küçük kız) kendisine güvenmelerini
sağlamak için bir ödül avcısı olduğunu söyler. Çünkü Balawai
çocuklar jedi'ları da sevmez. Beş çocuğu böylelikle araçtan
kurtarıp kampa getirir. Bu çocuklar saldırıya uğramış başka bir
orman kampından yola çıkmışlardı ve Mace ile diğerlerinin
bulunduğu kampa sığınmaya geliyorlardı; buranın da çoktan
saldırıya uğradığından habersizdiler.
Gece olur, ve birkaç başka steamcrawler kampa yaklaşır. Bir grup
yetişkin, çocukları almaya gelmiştir ama Mace'i Korunnai
sandıkları için ve kampta başka ne olduğunu bilmediklerinden
içeri gelemezler, Mace de dışarı çıkarsa anında saldırıya
uğrayacağının farkındadır. Üstelik, tek başına olduğu
anlaşılırsa Balawai'lerin kampa ve savunmasız haldeki Besh ile
Chalk'a saldırmalarından da endişe eder. Bunun üzerine Terrel'i
serbest bırakıp yetişkinlere aracı olarak gönderir, kalan 4
çocuğu da şimdilik ''rehin'' alır.
Birden ormanın içinden çıkagelen birileri kampın etrafındakilere
saldırır, Balawai'ler neye uğradıklarını şaşırırlar. Gelenler
bir insan azmanı olan Kar Vastor, onun özel eğitimli 6 Akk
Muhafızı ve 12 Akk köpeğidir. Vastor ve adamları, kendi
dizaynları olan ve kollara bağlanan özel kalkanlar
kullanmaktadır, bunlar ayrıca çok keskin silahlardır(yani bir
jedi kılıcını nasıl kalkan olarak kullanıyorsa, bunlar da
kalkanlarını kılıç gibi kullanıyorlar) Vastor Balawai'leri
katletmeye başlar. Mace ışın kılıcını çeker.
Mace iki ateş arasında kalır ve Vastor ile adamlarını durdurmaya
çalışır. Çatışmanın sonunda hayatta kalan Balawai'ler teslim
olur. Bu kargaşa sırasında Terrel, Chalk ve Besh'i öldürmeye
çalışır, ve bunun üzerine Vastor çocuğu öldürür. Mace onu
kurtarmak için geç kalır, ama Vastor'un diğer çocukları da
öldürmesini engeller. Bu geceki çatışmada Mace, Vastor'da
olağanüstü Güç potansiyeli olduğunu anlar(Korunnai'ler Güç'e
''pelekotan'' derler)
Tüm grup, ormanda yola çıkar ve Depa'nın bulunduğu yere doğru
ilerlerler. Vastor, çocuklar dahil Balawai esirlerin ormanda
silahsız ve erzaksız bırakılacaklarını söyler. Buna tan
pel'trokal denir--orman adaleti. Onları orman öldürecektir, ve
eğer çok şanslılarsa hayatta kalıp medeniyete ulaşabilirler.
Mace bunu kabul edemez, ani bir kararla esirleri alır ve en
yakın açıklık alana ilerlemeye başlar. Nick de gönülsüzce
kendisini ona yardım ederken bulur gene. Devriye gezen
gunship'ler bu insanları açıklıkta görüp oradan alabilirler.
Vastor buna çok bozulur, Mace aldırmaz. İki adam arasındaki
gerilim iyice artar. Vastor ''kötü'' bir adam, ya da bir
karanlık taraf kullanıcısı değil, daha çok ormanın vücut bulmuş
hali gibi bir varlık. Acımasız ve vahşi olduğu halde ormana
şeytani denilemez ne de olsa.
Mace kendisini durdurmak isteyen iki Akk muhafızıyla dövüşür ve
onları şimdilik yardım etmeye zorlar. Bu olaylar sırasında da,
Nick Rostu'yu Cumhuriyet ordusunda binbaşı yapar, Nick böylece
onun Haruun Kal'daki ''kurmay heyeti'' olur. Balawai esirleri
açık alana bırakırlar. Beklenen olur ve az sonra birkaç gunship
ortaya çıkıp, insanları toplar ve giderler. Bundan sonra Mace
nihayet Depa'yı görme fırsatı bulur, ikisi biraz konuşurlar.
Depa şimdilik normal gibidir, ama açıkça çok yıpranmıştır
ormanda geçirdiği aylarda. Bir süre sonra kızgın Vastor oraya
gelir. Mace ona meydan okur. Depa'yı almadan buradan
gitmeyeceğini söyler. Vastor buna izin vermez. Burada kimin
patron olduğunu belirlemek için, silahsız olarak dövüşürler.
Güç'ün de dahil olduğu çok şiddetli bir kavga, Vastor'un Mace'i
fena halde harcamasıyla sonuçlanır. Mace pes eder, Vastor'un
üstünlüğünü kabul eder. Mace'te epey yara, ezik ve kırık vardır,
Vastor da biraz yaralanmıştır.
Daha sonra Mace Nick'e açıklar: Böyle olacağını tahmin etmiştir.
Eğer silahlı dövüşselerdi, ikisinden birinin ölümüyle
sonuçlanacaktı dövüş ve Mace ölürse görevi boşa gidecekti.
Silahsız dövüşte ise Vastor'un galip geleceğini biliyordu.
Vastor şüphelenmesin ve sonuçtan tatmin olsun diye de yenilmiş
gibi yapmadı, gerçekten elinden geldiğince iyi dövüştü. Ve
sonuçta Vastor yendi beklediği gibi, ama canlı çıkmış oldu ve
şimdi göreve devam edebilecek, Vastor'a belli etmeden.
Mace'in planı, her ihtimale karşı Al'Har sisteminin sınırlarında
konuşlanan ve Mace'in emirlerini bekleyen Cumhuriyet kruvazörü
Halleck'i çağırmak ve Depa ile Nick'i alıp gezegenden ayrılmak.
Gemide 20'den fazla yeni Jadthu-sınıfı çıkarma mekiği ve 1000
kadar klon asker bulunmakta. Bir mağaraya sığınırlar. Depa
gezegenden ayrılamayacağını söyler, ve Mace'in kendisini bırakıp
gitmesini ister, kendi iyiliği için. Mace kabul etmez ve
işlediği suçlardan dolayı Depa'yı tutukladığını söyler. Böylece
ne pahasına olursa olsun onu buradan almadan gitmemeyi görevi
haline getirir. Bu arada Mace, CIS(Bağımsız Sistemler
Konfederasyonu)'in Pelek Baw'ı hala gizlice üs olarak
kullandığını, yörüngenin de bir sinyalle aktive edilebilecek, şu
an ''uyur'' durumda olan yüzlerce droid yıldızsavaşçısıyla dolu
olduğunu öğrenir.
Grup nihayet dağlık arazideki Lorshan Geçidi'ne ulaşır, burası
Mace'in gezegeni terketmeyi planladığı yer. Binlerce Korunnai,
çoğunlukla en gençler ve yaşlılar, bu dağın altındaki tüneller
ve mağaralarda yaşıyor. Gezegendeki en büyük sabit Korunnai
sığınağı burası. Mace Halleck'e haber gönderip Jadthu'ları
beklemeye başlar. Ama Kar Vastor onunla tekrar yüzleşir,
Depa'nın ışın kılıcını ona geri verir ve gitmesi gerektiğini
söyler, Depa da bunu istiyor. Eğer gitmezse, adamlarının inen
klon askerlerin mekiklerini düşüreceğini söyler. Mace yine de
reddeder; üç gün önce Depa Billaba'yı tutukladığını söyler ve
''Şimdi seni de tutukluyorum'' der, ''Terrel Nakay'ı öldürdüğün
için.''
Kaçınılmaz olarak yine kavga başlar yüksek dağ yamacında; ama bu
kez silahlı olarak. Mace ışın kılıcıyla, Kar da kalkanlarıyla.
Nick de ateş etmeye başlar Vastor'a.
Ama ışın kılıcını açar açmaz, Mace birşeylerin ters olduğunu
hisseder, Güç ona bir sürü görüntü ve izlenim gönderir. Ve bir
anda herşeyi anlar Mace. Pelek Baw'dayken Albay Geptun'un
adamları Mace'in ışın kılıcını pek çok cisim üzerinde deneyip,
onun karakteristik izlerini belirlemişler, Mace'i böylece ışın
kılıcı sayesinde nereye gitse izleyebileceklerdi. Baştan beri
bunu istemişler, onun Depa ve başlıca gizli Korunnai sığınağıyla
bağlantı kurmasını. Böylece Korunnai sorununa kesin ve ani bir
çözüm getirebilecekler. Günler önceki geçitteki gunship
saldırısı da bu yüzden kısa kesilmiş. Ve şimdi Balawai'ler,
Korunnai'lerin yerini bulmuş durumda Mace sayesinde.
Yörüngede DOKAW'lar anında harekete geçer ve hedefe kilitlenir.
200 kg çelikten oluşan ilkel roketler, kendilerini meteor
hızıyla peş peşe Lorshan Geçidi'ne doğru ateşlemeye başlarlar.
Kar Vastor da olanları anlar ve Mace'i suçlar, onları sen
getirdin buraya diye. Mace şimdi bunun için vakit yok der, ve
kaçmaya başlarlar.
Bir DOKAW, hedefine ulaştığında atmosferdeki sürtünme yüzünden
kütlesinin yaklaşık 100 kilosunu koruyabilir ancak. Patlayıcı
savaş başlığı da taşımaz. Ama saniyede on kilometreden fazla
hızla dağa yağan yüz kiloluk bu çok sert çelik parçaları, meteor
etkisi gösterir. Sarsıntılar giderek şiddetlenir, tüneller
çatlar ve kapanır, Korunnai'lerin sığındığı mağaralar çökmeye
başlar.
Mace, Nick ve Vastor bombardıman altında ellerinden geleni yapıp
millete yardım etmeye çalışırlar. Bu arada Mace Halleck'le
irtibat kurar ve gezegen yörüngesine ulaşmış olan kruvazörün çok
sayıda Droid Yıldızsavaşçısı'nın yoğun saldırısı altında
olduğunu öğrenir. Halleck şimdiden ciddi hasar görmüş haldedir
ve onu koruyan 6 yıldızsavaşçısı da savaşın daha ilk dakikasında
silip süpürülmüştür. Yaralanan gemi komutanının yerine geçen
Komutan Urhal'a göre, sisteme gelip de Mace ile Depayı almaya
gönderilen 50 klon asker taşıyan Jadthu-sınıfı çıkarma gemisi
Halleck'ten ayrılır ayrılmaz, birden çok sayıda başıboş gezen,
sistemleri kapalı ve bu yüzden görünmeyen droid avcı, aktive
olmuş ve saldırıya geçmiş. Jadthu anında içindeki herkesle
birlikte yok edilmiş daha atmosfere yaklaşamadan. Yani uzayda da
yerde de işler kesat.
Mace DOKAW bombardımanının sarsıntısı altında bir çözüm
düşünürken, aklına droid yıldızsavaşçılarının zayıflıkları gelir
ve Halleck'le tekrar irtibat kurarak klon askerlerin kalan 19
Jadthu'ya bindirilip gezegene gönderilmesini emreder.
Jadthu'lar, droidleri şaşırtıp vakit kazanmak için orijinal iniş
koordinatlarını kullanacaklardır, yani ilk Jadthu'nun avlandığı
rota. Halleck'e gemileri gönderir göndermez hiperuzaya atlayıp
sistemi terketmesini emreder. Bundan sonra da Nick'le birlikte
Korunnai'lerin elindeki en güçlü mobil silahları toplamaya
başlar; pek birşey yoktur: birkaç ağır blaster ve portatif
proton torpidosu lançeri, el bombaları. Bu silahlardan iyi
anlayan Chalk'ı da alırlar; Vastor tuhaf iyileştirme
yeteneklerini kullanarak kadının vücudundaki larvaları çıkarıp
atmıştı. Vastor, altı Akk Muhafızı ve onların Akk köpekleri de
savunma planına dahil olur. Mace, Depa'yı da zorla kendisine
yardım etmesi için ikna eder.
DOKAW bombardımanı nihayet sona erer, ve Pelek Baw ve diğer
şehirlerden gelen Balawai birlikleri, Korunnai'lerin işini
bitirmek için dağa yaklaşmaya başlarlar dalgalar halinde. 73
Sienar Turbostorm gunship, silahlarla donatılıp GAV(ground
assault vehicle) konfigrüsayonuna sokulmuş 35 steamcrawler, ve
yaklaşık 15.000 iyi donatılmış asker.
Birlikler, dağa ulaşan beş tünel ağzına yaklaşıp kuşatırken,
bunlardan 4'ü içerden patlatılıp tıkanır direnişçilerce. Beşinci
ve açık bırakılan girişin ağzındaki birlikler, içeriye sinir
gazı Tisyn-C dolu bombalar atmaya başlar. Ama bombalar tünel
ağzından girer girmez, birileri ya da birşey onları geri
fırlatır. Askerler gaza karşı korunmalı olsalar da, içlerinden
bazıları paniğe kapılır ve açığa koşarlar. Birden tünel
ağzından, DOKAW bombardımanının sarsıntı ve gürültüsü yüzünden
zaten korkudan deliye dönmüş pek çok grasser koşarak fırlar ve
bu askerlerin arasına dalar, sağa sola koştururken onları da
ayakları ve birbuçuk tona varan ağırlıkları altında ezmeye
başlarlar. Yakındaki 5 GAV'ın destek ateşi ve roket taşıyan
askerler sayesinde bu çok uzun sürmez ama. Ancak, tam durum
kontrol altına alınacak gibiyken, bu sefer de tünelden
düzinelerce Akk köpeği fırlayıp dağılmış askerlere saldırmaya
başlar. Korkudan ne yaptıklarını bilmeyen otobur grasser'ların
aksine Akk'lar çok iyi eğitilmiştir, çok güçlüdürler ve sürü
halinde metodik bir şekilde çalışıp Balawai askerlerini
katletmeye başlarlar. GAV'ların topları onları vurmak için fazla
hantal kalır, ve araçlardaki seri atışlı mermi atar
silahlar(bildiğimiz makineli tüfek) da Akk'ların zırhlı derisine
işleyemez. Bunun üzerine buradaki komutan, hala Oran Mas
kasabasıyla Lorshan Geçidi arasında mekik dokuyup asker getiren
gunship'lerden acil hava desteği ister. Birkaç gunship oraya
hemen ulaşır ve füze ateşiyle Akk'ları dağıtıp kaçmaya mecbur
ederler. Bu fırsattan yararlanan GAV'lar tünel çıkışına doğru
hamle yapar, ancak karanlıktan fırlayıp gelen bir proton
torpidosu en öndeki aracı paramparça eder.
Bu aşamada, savunmacılar en büyük silahlarını çıkarırlar: Oniki
tonluk bir ankkox; Haruun Kal'da yaşayan en büyük canlı. Ağır ve
hantal, ama bir tank gibi zırhlı. Hantal vücuduyla orantısız
derecede çevik ve hızlı bir kuyruğu, kuyruğun ucunda da balyoz
gibi koca, ağır bir çıkıntı var ve bir ankkox bu silahını
inanılmaz bir etkinlikle kullanabilir. Hayvanı Kar Vastor
sürüyor, iki omuzuna yerleşmiş 4 Akk Muhafızı portatif proton
torpidosu lançerleriyle füze yağdırıyor, Nick ve Chalk hayvanın
sırt zırhına yerleştirilmiş bir ağır blasterla ateş ediyor, ve
onların yanında Mace ve Depa, ellerinde ışın kılıçları, hayvana
ve sürücülerine atılan her atışı geri yansıtıyor.
Böylece ankkox ve binicileri kalan GAV'ları çabucak hurdahaş
edip etraftaki piyadeleri de dağıtırlar. Birkaç gunship saldırır
hayvana, ama blaster atışlarını Mace ve Depa bloke ederken,
Chalk da kendilerine atılan roketleri havada avlamaya başlar. 2
gunship'i düşürürler. Kalanlar geri çekilir, taktik değiştirerek
tekrar saldırır ve bu sefer alev makinelerini kullanırlar.
Bu arada, 19 tane Incom yapımı Jadthu-sınıfı çıkarma gemisi
Halleck'ten ayrılır ve son hızla gezegene doğru uçmaya
başlarlar. Jadthu oldukça basit bir dizayna sahip ve daha önceki
ticari bir modelden uyarlanmış. Nispeten ucuz ve üretilmesi
kolay bir gemi. 60 tam donanımlı asker taşıyabiliyor.
Taşıdıkları askerleri savaş alanına güvenli bir şekilde
taşıyabilmek için ağır zırhları var. Ama çok yavaş ve hantallar.
Hyperdrive'ları yok, silah donanımları da iki çifte lazer
taretinden ibaret. Bir de sensör bozucu chaff fırlatma
sistemleri var ki, bu şimdi droid yıldızsavaşçılarına karşı
beklenmedik bir tarzda işe yaradı: Etrafa saçılan ince metal
şeritleri, kendilerine hızla çarpan gemilere hasar verebiliyor.
Böylece pilotları ve topçuları dahil toplam 977 klon asker
taşıyan 19 Jadthu, atmosfere doğru yarışa başlarlar. Tek
refakatçileri de uzayda hareket edebilecek şekilde tasarlanmış 5
LAAT/i gunship. Bunlar aslında bu işe hiç uygun değil, ama
ellerinden geldiğince droidleri Jadthu'lardan uzak tutmaya
çalışırlar. Vurulan Jadthu'lardan birkaçı hemen havaya uçmaz,
böylece içlerindeki klon askerlerden bazıları uzaya saçılır.
Bazı droid yıldızsavaşçıları bu askerleri katletmek için takibi
keserler. Öleceklerini çok iyi bilen klon askerler, inanılmaz
bir soğukkanlılık ve koordinasyonla droidleri yavaşlatmak ve
mümkün olduğunca çok kayıp verdirmek için ellerinden geleni
yaparlar: Piyade silahlarını koordineli bir şekilde tek hedefe
ateşleyerek birkaç droidi avlarlar, el bombalarını etrafa saçıp
uzayda minyatür bir mayın tarlası oluştururlar, hatta silahsız
olan birkaçı vücutlarını droidlerin tam önüne iter. Bu hızda bir
çarpışmadan yıldızsavaşçıları de sağ çıkamaz.
16 Jadthu ve 3 Gunship, droidleri geçip atmosfere dek ulaşmayı
başarırlar. Onları 64 droid yıldızsavaşçısı takip eder.
14 Jadthu Korunnal Dağlık bölgesine ulaşırlar. Gunship'lerin
hiçbiri kurtulamaz. Kalan 58 droid onları takibe devam eder.
Lorshan Geçidi ufukta göründüğünde de 12 Jadthu hayatta
kalmıştır, bunlardan 5'i ağır hasarlı. Peşlerindeki droidlerden
de 40'ı kalır, onlar da inatla takibi sürdürürler.
Karada da savaş sürer, Mace bir gunship'e ulaşıp pilotlarını ve
topçularını dışarı fırlatmayı başarır. Alçalıp Depa, Kar, Nick
ve Chalk'ı da alır. Depa'nın yardımıyla kendilerine yaklaşan iki
gunship'i düşürürler. Bu sırada Mace dövüşürken Depa'nın
karanlığa ne kadar yakın olduğunu hisseder. Depa gunship'ten
atlayıp, bir başkasının kontrolünü ele geçirir. Ama etrafları
Balawai'lerin elinde kalan 67 gunship tarafından kuşatılmak
üzere.
Mace'in aklına bir fikir gelir, ve artık iyice yaklaşan
Jadthu'lara savunma ateşini kesmelerini emreder. Hem
Geonosis'te, hem de Teyr'de savaşmış olan klon komutan
CRC-09/571 buna epey bozulur ama emre itaat eder. Bunun ardından
Mace ve Depa'nın gunship'leri, ne kadar füzeleri varsa droid
yıldızsavaşçılarına boşaltmaya başlarlar. Droid
yıldızsavaşçılarının elektronik beyinleri, dost olması gereken
gemilerden gelen ateş yüzünden şaşkınlık yaşar. Bir gemiden
gelen atış kaza olabilir, ama iki tane birden, tesadüf olamaz.
Böylece droid beyinlerinde yeni hedefler belirlenir, ve hepsi
birden Balawai gunship'lerine saldırmaya başlarlar. Mace ve Nick
kendi yaralı gunship'lerini terkedip, havada Depa'nınkine
geçerler. Mace, bu geminin ceset dolu olduğunu o zaman farkeder;
Depa anlaşılan henüz taşıdığı askerleri indirme fırsatı
bulamayan bir gemi seçmiş ve girince de içerdeki herkesi
öldürmüş...
Droidlerin tüm gunship'leri ya düşürmesi ya da kaçırmasıyla,
Lorshan Geçidi'ne olan saldırı sona ermiş gibi görünmektedir.
Ama Mace burada durmaz. Haruun Kal'de geçirdiği günler boyunca
yaşadıkları, gördüğü şeyler onu tiksindirmiş ve bıktırmıştır.
''Hemen, şimdi Pelek Baw'a gidiyoruz. Bu savaş bu gece bitecek''
der.
Gece, radyasyon sızıntısı olduğunu söyleyen yaralı bir gunship,
güç bela Pelek Baw uzaylimanına yaklaşır. Tüm gözler ölüm-kalım
savaşı veren bu gemideyken, aniden Cumhuriyet birlikleri
karanlığın içinden çıkıp yere iniverir ve yaralı numarası yapan
gunship'ten çıkan jedi'lar ile Kar Vastor ve Akk muhafızlarının
yardımıyla tek asker kaybetmeden tüm tesisi çabucak ele
geçirirler, askeri ve sivil personel esir alınır. Ama droid
yıldızsavaşçılarını operasyon dışı bırakmaları gerekir,
saklandığı yerden bunların kontrol sistemine sahip olan Albay
Geptun, havalanacak olan herşeyin düşürüleceğini söyler telsizle
ve Mace'ten teslim olmasını ister. Bunun üzerine Mace, yanına
Nick ve Chalk'ı da alır, koca bir gunship'i sokaklarda
landspeeder gibi kullanarak önüne geleni kaçırıp Geptun'un
saklandığı yere giderler. Geride bıraktığı Depa ve Vastor'a göz
kulak olmasını emreder klon komutan CRC-09/571'e.
Ancak daha Geptun'a ulaşamadan, Pelek Baw gökleri birden alevler
içinde kalır. Korktuğu başına gelir: Kar Vastor ile Depa
uzaylimanında bir şekilde kontrolü ele geçirip, klon askerleri
eldeki her tür gemiyle droid yıldızsavaşçılarına saldırmaya
göndermişlerdir. Droid yıldızsavaşçıları da anında sürüler
halinde bu gemilerin tepesine binince, 400.000 nüfuslu şehrin
üstü, havadan yağan yanan gemi parçalarıyla dolar. Her tarafta
yangınlar, patlamalar... Orman adaleti iş başında, Depa ve Kar
Vastor'un Balawai şehrinden intikam alma girişimi bu.... Bu
arada Chalk da vurularak ölür.
Mace ve Nick, nihayet Geptun'un yanına ulaşırlar. Geptun, şok
olmuş bir halde ölen şehrine bakakalmıştır. Mace de o da fena
halde yanlış hesap yaptıklarını kabullenir ve düşmanlıklarını
unutup durumu kurtarmak için işbirliği yapmaya karar verirler.
Ama Geptun, çaresizlikten çılgına dönmüş bir şekilde, droid
yıldızsavaşçılarını buradan kapatamayacağını açıklar. Çoktan
denemiştir bunu, ama sinyal kilitlenmiştir ve bu sinyal
bozucular da uzay limanındadır. Oraya dönüp sinyal bozucuyu
devre dışı bırakmaktan başka çare yoktur hem droidleri kapatmak,
hem de klonlara ateşkes emri vermek için.
Geptun, Mace, Nick ve birkaç Balawai askeri, bir kara aracıyla
son hızla uzaylimanına geri dönerler. Burada karada kalmış olan
birkaç klon asker, Mace'i görünce çok şaşırırlar, ''Bize sizin
öldüğünüz söylendi.''
Mace, Nick ve Geptun, toplayabildikleri 24 klon askerle komuta
merkezine saldırırlar. Tahmin ettikleri gibi, Kar Vastor, Depa
ve Akk muhafızları tüm esirleri öldürmüş, onları beklemektedir.
Geptun sinyal bozucuyu devredışı bırakmaya uğraşırken,
kapkaranlık ve sıkışık komuta odasında son mücadele başlar.
Vastor ve Akk muhafızlarını Güç'te hissetmek de nedense çok
zordur. Klon askerler birer birer öldürülür Geptun'u korumaya
çalışırken. Depa delirmiş gibi Mace'e saldırır ve ışın kılıcını
onun karnına saplar, delip geçer ve Mace'in arkasından çıkar.
Tüm klon askerler ölür, Nick sonuncu Akk muhafızını da haklar,
ama kendisi de çok ağır yaralanır.
Depa ve yaralı Mace dövüşe devam ederler. Mace onu
öldürmeyeceğini söyler.
Geptun nihayet kendi işini başarır, droid yıldızsavaşçıları
ateşi kesip uzaya yönelirler ve orada kendilerini kapatırlar.
Depa bir anda sakinleşir gibi olur, ışın kılıcını kafasına dayar
ve tam silahı aktive edip kendi kafasını parçalayacakken, yaralı
Nick tabancasıyla kılıcı vurup Depa'nın elinden fırlatır. Depa
tamamen kendinden geçer, ve bayılır. Daha sonra komaya girdiği
anlaşılır.
Geriye bir tek Vastor ve Mace kalır. Bu kez düello kısa sürer ve
Mace Kar Vastor'u yere serer. Haruun Kal krizi bitmiştir. Ama ne
pahasına.
Coruscant'a dönülür. Nick Rostu, Mace'in söz verdiği gibi yeni
kurulan Cumhuriyet ordusuna katılır. Geptun ve emrindekiler de
bu teklifi kabul eder. Haruun Kal, tamamen Cumhuriyet
kontrolünde artık. Mace'in ışın kılıcı yarası iyi kötü iyileşir.
Depa, içine düştüğü derin, karanlık uykudan bir daha
uyanmayacağa benzer. Palpatine de onu Mace ve Yoda'yla birlikte
tıp merkezinde ziyaret eder ve ''Savaşın bir jedi'ı bu hale
getireceğini kim bilebilirdi? Kim böyle inanılmaz birşeyi hayal
bile edebilirdi ki?'' der. Depa komadan çıksa bile artık bir
jedi olarak hayatı sona erdi ve pek çok suçlama onu bekliyor.
Kar Vastor ise zaptedilebileceği tek yer olan Jedi Tapınağı'nda
hapsedilir.
Anavatanı Haruun Kal'e yaptığı bu ziyaret, Depa'ya olanlar ve
tanık olduğu herşey, Mace'i çok yıpratmıştır. Az daha o da Depa
gibi olacaktı. Mace, Depa'nın kendisine söylediklerinin
gerçekten olacağını düşünmeye başlar: Cumhuriyet bu savaşı
kazansa bile, Jedi Düzeni asla eskisi gibi olamayacak, ve belki
de yok olacak. Belki savaş da asla bitmeyecek ve medeniyet yok
olacak, Haruun Kal'de geçerli olan orman adaleti tüm galaksiye
yayılacak. Belki Mace'in bazen kabuslarında gördüğü şeyler de
gerçek çıkacak, bilinen hiç birşeye benzemeyen uzay gemileri
Coruscant'a saldıracak, tüm gezegen dev, vahşi bir ormana
dönüşecek..
(Kaynak: Shatterpoint) |