

Yıldız Savaşlarının senaryosunu 1973 te bitirdikten sonra Lucas Filmi çekmek
için harekete geçti. Ona göre bu film ve hikaye, hayatta yaptığı en zevkli işti
ve herhangi bir getiri kaygısı yoktu ama ilk problem film şirketinden geldi.
Dokuz ana bölümden altıncısı ile çekime başlanacaktı ama hepimizin sevdiği
filmin baş kahramanı Luke Skywalker orijinal konseptte bayan bir kahramandı
ancak film şirketi böyle krizvari bir dönemde böyle bir hikayenin kahramanının
bayan olamayacağını belirtince Lucas birkaç kalem hareketi ile Luke Skywalker'ı
yarattı.
Bu sorunun haledilmesinden sonra film şirketi ancak kısık bir bütçe ve az sayıda
sinemada kısa bir süre gösterilmek üzere film çekimlerini üstlendi , sıra oyuncu
seçimine geldi, Burt Reynolds, Kurt Russell, Jodie Foster, Nick Nolte ve
yüzlerce genç aktör ile görüşüldükten sonra Başrolleri Carrie Fisher, Mark
Hamill ve Obi-Wan rolü için önce Japon yıldız Toshiro Mifune'ye teklif eden ama
Alec Guinness'in kabul etmesiyle birlikte bu fikrinden vazgeçen Lucas bu üçlüde
karar kıldı .

Ancak bir kişi vardı ki onun üstünde ısrarla durmasına rağmen American Grafitti'nin oyuncu kadrosunda 12.ci sırada yer alıp ortalama bir oyunculuk gösteren Harrison Ford bir türlü rolü almak istemiyordu.Lucas Ford'un marangozhanesine giderek onu kandırmayı başarıp, Han Solo rolünü verirken, Harrison Ford'da Hollywood'un vazgeçilmez starı olmak üzere ilk ciddi adımını atmış oluyordu. 22 Mart 1976 da artık tüm konsept ve draftlar bitmiş film çekimlerine başlama zamanı gelmiş, daha sonra kendi icadı olan kamera ile özel efekt Oscarı'nı da kazanacak olan John Dykstra'nın da kadroya katılması ile çekimler Tunus'un uçsuz bucaksız çöllerinde başlamıştı. Sorunsuz geçen çekimlerin tek üzücü yanı Mark Hamill'in ciddi bir trafik kazası geçirerek Tunus'ta kaçırdığı çekimlerin bir kısmını California'da tamamlaması oldu.

Yıldız Savaşlarının özel efektleri Lucas ve ekibinin dahiane ve pratik fikirleri sayesinde birer görsel şölene dönüştü. Hepimizin o yıllarda başını döndüren Ölüm Yıldızı'na dalış sahnelerini Dodge marka bir kamyonetin arkasına koyduğu kamera ve ping-pong masalarının üzerine yerleştirilmiş Ölüm Yıldızı maketi ile gerçekleştiren , elle çizilmiş arka planların önünde çekimler yapan ve uzay savaş sahnelerini motion capture tekniği ile kare kare çeken , makyaj anında bile ekibinin yanında olan Lucas, dijital hesap makinasının elektronik dünyasının yaşamı kolaylaştıran en muhteşem buluşu varsayıldığı bir zaman diliminde bilimkurgu severleri muhteşem bir görsel şölenle buluşturmayı başarmıştı.

Hatta filmde yer alan hemen her yaratık ve ırkın çizimlerini biyolojik ve sosyal yapılarına kadar varan ayrıntılarla kendisi hazırlamıştı.Filmdeki belkide en çekici yönlerden biri de buydu örneğin cüce Jawa'lar hayatlarını bozuk droidleri tamir edip satarak veya hırsızlıkla sürdürürken çöl savaşaçılarının farklı bir yeme içme giyim ve sosyal yaşantı tarzı vardı. Bu arada filmin kitabı piyasaya çıkmış, ses efektleri tamamlanmış ve soundtrack albümüde John Williams imzasıyla hazır hale gelmişti.

Herkes film için çok emek harcamış ama sonunda Lucas'ın en büyük hayali de gerçekleşmişti. Ama yapımcılar test filmlerini bile izlemelerine rağmen hala ümitsiz ve filmin iş yapmayacağı kanısındaydılar, tüm bu soru işaretleri arasında film 25 Mayıs 1977 de baştada anlaşıldığı üzere az sayıda sinema ve sınırlı gösterim sayısıyla vizyona girdi ve bomba patladı. Bir anda halkın sevgilisi olan Star Wars kısa sürede tüm Amerikan sinemalarında gösterime girdi, ve ardı ardına izleyici ve hasılat rekorlarını kırmaya başladı. Film sadece Amerika'da değil tüm dünyada ilgi odağı oldu belkide bunun sırrı 7'den 70'e herkesi büyülemesi yıllarca süregelen iyi ile kötünün savaşını bu kadar temiz bir dille ve de üstelik uzayda anlatılmasıydı, bir de bunlar görsel ve ve sosyal öğelerle desteklenince sonuç harika olmuştu.

Öyle ya Lord Vader herkeste kötünün ve korkunun sembolü olurken Luke ve
arkadaşları ise iyiliğin ve aydınlığın sembolü olarak hafızalarımızda yer etti.
Hangimiz filmi ilk izlediğimiz gece yatağımıza uzandığımızda uyumadan kendimizi
bir jedi şovalyesi gibi hayal etmemişizdir ki ? Yada C3-PO ve R2-D2 gibi sadık
dostlar edinmeyi ? Ertesi yıl John Williams Yıldız Savaşları'nın soundtrack
albümü ile Grammy ödülü kazandı ve asıl bomba Oscar törenlerinde yaşandı tam 10
dalda aday gösterilen Yıldız Savaşları 6 dalda Oscar alarak adeta filmi bir
türlü beğenmeyen yapımcılara nazire yaptı. Bu arada İmparatorun Dönüşü adını
taşıyacak olan serinin 2.ci orjinal hikayenin 7.ci bölümünün çekim hazırlıkları
başlamıştı. Lucas ise bu sıralarda büyük bir zekilikle Star Wars yayınlarının
lisans hakkını elinde tutarak ona milyonlarca dolar kazandırarak geleceğini
garanti altına alacak kararın altınada imza attı.
Artık Yıldız Savaşları gerçek bir efsane haline gelmişti ve dünyanın heryerinden
herkes birbirine unutlmaz sloganı fısıldıyordu ; "Güç Seninle Olsun...Daima..."


ÖY’nin üstün olan tarafları büyüklüğünden doğan ateş gücü mü yoksa gezegenleri bile yok eden o ışını mı? Yani bir anlamda Bölüm'de Geonosislilerin "yapmayı planladığımızı öğrenmemeleri lazım" dedikleri ÖY’nin kendisi mi yoksa yokedici ışını mı?
Sadece büyüklüğünden doğan ateş gücü değil, "Süperlazer" teknolojisi onları özel kılan. Yoksa o boyda istasyona sadece çok büyük ama normal tipte bir lazer topu konsa, ateş gücü bu kadar yüksek olamazdı. Çünkü 160 km'lik bir istasyonun 12.000 km'lik bir gezegeni tamamen yok etmesi, tabancayla AT-AT patlatmak gibi olurdu. Ölüm Yıldızı boyunda birşeyi yapmak mümkün, çok pahalı ve güç olsa da. Asıl mühendislik sorunu, süperlazeri geliştirip işe yarar ve pratik hale getirmekti. Bu sistemi istenen seviyeye ulaştırmak 30 yıldan uzun sürdü.
Clone Wars 3D fragmanından sonraki lk görüşünüz nedir?
|
|
Türkiye Şirketlerinde Arama Şirketce.com |